Videolar

Loading...

11 Eylül 2014 Perşembe

Alırsın bir korse olursun Beyoncé (waist training)

Ne zamandir yazicam şu korse işini, biliyorum bekliyorsunuz yalnız duzenli denemedigim için yazmaktan çekindim. 

Biz sabırsız kadınlar olduğumuzdan ( ne sizi bekletemiyecegim artık ne de kendimi) başlangıç yazısı yazmaya karar verdim. 

Yazıma başlamadan önce bir kaç şeye dikkatinizi çekmek isterim:

1- Hiç bir firma ile calışma içerinde değilim, tanıtım- reklam yapmıyorum. Kendi aldığım korseyi kendi paramla aldığım, aldığım yerin kim olduğumdan haberi bile yok. 

2- Kimseyi Korse kullanması için teşvik etmiyorum, önermiyorum ya da kullanmayın diye de uyarmıyorum, yazımı okuyup bitirdikten sonra ne yapmak isterseniz onu yapın beni alakadar etmez! Ciddiyim! Ben sadece bilgilerimi paylaşıyorum. 

3- Bu korseleri kilo vermek icin kullanmayı denemeyin, kilo vermek için mutlaka spor yapıp yediklerinize dikkat edin! Bu korse popunuzu eritmez güzellerim! 



 Şimdi gelelim korse hikayemize. Bundan bir sene önce instagramda görmeye başladım bu korseleri, kullananları ve sonuçları paylaştıkları fotografları. Sonra teker teker ünlülerin paylaştıkları fotografları görmeye başladım, Nicki Minaj, Kardashian kardeşler ve daha bir çok isim. Hiç kimseden bir şikayet ya da facia haberi görmedim internette. Kimse "ben bu korseyi taktım belim koptu, kemiğim kırıldı, canım cok acıdı " gibi bir paylaşımda bulunmamıştı. Üstünde baya bir araştırma yaptım. Victorian zamanındaki kadınların asıl kıyafetleri düzgün dursun diye kullanmaları gerekirken bu korseleri yatarken bile taktıklarına kadar, hatta bu korseleri cinsel ilişkiye girerken bile çıkartmadıklarını ve daha çok zevk aldıklarını bile öğrendim. ( nefes alıp vermek biraz kısıtlandığından zevk seviyesi daha yüksek oluyor , denedin mi diye sormayın cevap alamazsınız! :D) 

 Bu korseler belde incelme görmek için günde en az 5-6 saat takılmalı ki bir işe yarasın. Işin güzel tarafı korseyi taktıktan sonra miğdeyi sıktığı için bir şey yiyip içermemeniz. Çoğu kadın akşam üstü 4-6 arası yaptıgı atıştırmalar yüzünden kilo aldığından "tehlikeli saatler" olarak adlandırılan bu saatlerde korseyi takıyor ki birşey yiyip içmesin. Yani rahat rahat yiyemeceğiniz için sizi otomatik frenliyor. Bu şekilde sadece 2 saat kullanarak  bile kilo vermeniz söz konusu. 

Şu ana kadar okuduklarınız kulağa güzel geliyor farkındayım yalnız bir sürü sağlık riski de var. Bel kaslarınızı tembelleştırıyor. Tabii bu da zaman içinde bel sorunlarına yol açabiliyor. Kasları kullanamadığınız için kaslarınız zayıflıyor ve korse olmadıgı zaman bele binen ağırlık ile başa çıkamayıp bel ağrılarına, fıtık gibi sorunlara yol açabiliyor. Buna çözüm olarak ta sadece uyurken korsenizi kullanabilirsiniz. Tabii bu sefer de korseyi cok fazla sıkmayarak kullanmalısınız ki gecenin bir vakti panik icinde "nefes alamıyorum" diye uyanıp butun uykunuzu rezil etmeyin. Tabii bir de istisna olup uyanamamak ta var aman aman! Çok dikkatli olunmalı çoook! Şimdi biraz korkmaya başlamış olabilirsiniz yalnız şu ana kadar korseden ölen bir vaka yok. Azar azar takarak başlayıp tüm aksam kullanmaya da geçebilirsiniz ne kadar rahat edeceğinize bağlı. 


 Tek sağlık sorunu bel ile alakalı değil. Aynı zamanda iç organlarınız da yer değiştireceği için yavaş yavaş vücudunuzu alıştırmalısınız. Hemen 1 ay içerisinde bir mucize gerçekleştirmek için bütün gücünüzle korseyi sıkabildiğiniz kadar sıkarsanız kaburga kemiklerinizi bile kırma ihtimaliniz var! Tekrar altını çizerek yazıyorum kullanıcaksanız vücudu yavaş yavaş alıştırarak kullanmalısınız! 

Bütün bu uyarılara rağmen hala korse istiyorsanız korsenizi alırken nelere dikkat etmelisiniz ona geçelim. 
 
1- En önemli madde korseniz "Steel Boned" olmalı, yani metal korse olmalı. Hiç bir şekilde eğilip bükülmemeli. Yoksa oturduğunuzda, eğilmeye kalktığınızda kırılıp batar, canınızı acıtır, size zarar verir vs vs. 

2- Kumaşın kalitesi önemli. Kaliteli kumaşdan olan bir korse daha dayanıklı olur. Eğer kumaşta potluk varsa elinizdeki korseyi bırakıp kaçın hemen. Topuklu ayakkabı bile giyiyorsanız kaçın çünkü metal kırılırsa kumaş hemen yırtılır ve kendi kendiniz pıçaklamış olursunuz. Şaka bir yana bu aynı zamanda korsenizin çakma, kalitesiz bir korse oldugunu gösterir. 

3- Korseniz ön taraftan metal geçirmeli olmalı. Buna "Steel Busk" deniliyor. Çıt çit gibi yalnız geçirmeli. Kesinlikle çıt çıtlı ya da fermuarlı korse almamalısınız. Bu tür korseler daha dayanıklı, çıt çıtı atmaz, fermuarı kopmaz. 

4- Korsenizin arka tarafı bağcıklı olmalı ki beliniz inceldikce ona göre tekrar ayarlanabilsin. Gereken yerleri daha cok sıkıp gerekmeyen yerleri daha geniş bırakabilin. Herkesin vücudu aynı olmadıgından bu tür korseler daha mantıklı, daha sağlıklı ve daha kaliteli. 

5- Korsenizi internetten alicaksanız gercek bir modelin üstünde fotografları olmalı ve pek cok açıdan fotograf görebilmelisiniz. Tek bir fotografa aldanıp alisveris yapmayın sonu hüsran olmasın. Ucuz değiller!  

 Gelelim fiyatlarına... 150 dolar- 75 Pound tan daha ucuz bir şey almayı aklınızdan bile geçirmeyin. Hatta üstünüze göre yaptırırsanız çok daha iyi tabii bu daha da fiyatlı olur. Custom made bir şey yaptıracaksınız 400 dolardan aşağı olmaz. Ben denemek için aldığımdan hazır aldım iş gerçektenciddiyete binerse Custom made yaptırırım tabii ki. 

Son olarak ta nereden nasıl aldığıma gelelim... 
www.corsets-uk.com diye bir siteden aldım.  Korsenizi alırken vücudunuzu ölçüp beliniz kaç santim, göğüs, kalça kaç santim bulup sonra o cm sonucu Google sayesinde inch birimine cevirip bedeninize uygun olanı bulacaksınız. Aynı zamanda bel kısmınızın uzunluğunu da ölçün. Benim boyum 1.71cm, belim uzun ve ona göre korsemin siparişini verdim. Sayfaya ilk girdiğinizde sol tarafta ölçülerinizi yazıyorsunuz ve çıkan sonuclardan beğendiğinizi alıyorsunuz. Tabii sayfada "waist training" için olan bölüme girmelisiniz. Diğer korseler farklı amaçlı, gözünüz dönüp yanlış şeyler almayın. 

Bu sayfayı beğenmediyseniz Google a "waist training corset" yazıp çıkan diger sayfalardan da alışverişinizi yapabilirsiniz.

Benim şu ana kadarki deneyimim biraz yetersiz. Toplam 3 kere kullandım. Ilk iki seferde 2 saat 3. seferde ise 30 dk kullandım. Kıpır kıpır olduğumdan daraldım. Yenilmedim, akşamları denemeye devam edeceğim. 

Sizi seven LBTK...
Xoxo 




5 Eylül 2014 Cuma

Kırmızı ruj

Merhabalar, 

Dün aksam arkadaşlarımızla buluşmak için hazırlanırken makyaj çantamda ilk karşıma çıkan Mac Riri Woo ruju oldu. Ne zamandan beri kullanmadığımı fark ettim. Yeni tatilden geldim ve hala bronzum, bronzken de bu ruju hiç kullanmamıştım. Gerçekten çok içimden geldi ve hakkını vermeliydim. Ten makyajı da super olmalıydı ki ruju daha bir ön plana çıkartabileyim. Aynı zamanda gözlerde ağır eyeliner kullanırsam hepten ağır kışlık gece makyajı gibi bir makyaj çıkacaktı o yüzden eyeliner seçiminde de dikkatli olmalıydım. 



 Makyajıma cildimi Benefit'in Yüz nemlendiricisi ile başladım. Ardından son zamanlarda favorim olan Bare Minirals'ın primerini kullandım. Bu primeri tavsiye ediyorum mutlaka denenmeli! 

 Fondoten olarak yine son 3 aydır vazgeçemedigim Benefit Oxygen Wow beige renkli fondotenini ellerimle uyguladım. Bu fondoten gercekten harika, gerek renk acısından gerek cildin hava alması acısından mükemmel bir fondoten. Uyguladıktan sonra renk değiştirmiyor, degisime uyarmıyor, ağırlık hissi yok ve herkese tavsiye ediyorum. Kullanan herkes oldukca memnun. Denedikten sonra vazgecemeyeceginizi bilin. 

Göz altlarımı ve kapatmam gereken yerleri artik benimle özleşen Benefit Erase Paste ile kapattıktan sonra golgelendirme işlemimi Sleek Highlighter Pen'in en koyu rengi ile yaptım. Eyeliner olarak Loreal Hazel Eyes Luminizer eyelineri kullanıp kirpiklerime de Benefit They're Real maskarasını uyguladım 
 
Krem ve likit ürünlerle işim bittikten sonra yaptıklarımı sabitlemem gerekiyordu. Butun yüzümü Channel Les Beiges pudrasi ile sabitledikten sonra yine benimle özleşen Benefit Hoola ile yaptıgım gölgelerin üstünden geçtim. 

 Gözlerde baz olarak Benefitin göz bazını kullandıktan sonra Urban Decay Oz paletimden illusion rengini tüm goz kapağıma kullandıktan sonra Naked 3 paletimden Nooner rengi ile golgelendirmeyi yaptım. 

 Kaşlarım için Rimmel den Hazel renkli (asla vazgeçmem!) kaş kalemimi  kullandım ve Laura Mercier Secret Concealer kapatici ile çevrelerinden geçip belirginleştirdim. 

  Dudaklar için No7'in Fire isimli kırmızı dudak kalemini kullanıp üstüne MAC RiriWoo sürdüm ve yine Laura Mercier ile çevresinden geçip hem belirginleştirdim hem de daha düz bir görüntü elde ettim. Dudak üstümde ki V yi belirginlestirmeme ise ten rengi kalem yardımcı oldu. 

Makyajdan baska neler var? 





Üstünde Zara dan yeni aldığım Sweaterim vardı. Görür görmez beni güldürmeyi başardığı için aldım. Siyah bir Sweaterim olsun istiyordum zaten, tam da denk geldi. Tatildeyken İnstagrama koyduğum bir fotografın altına yapılan ve beni cok güldüren bir yorumu hatırlattı bana. Aramızda bir şaka olarak kaldi o yorum. Bu sweater ile bir nevi olumsuzlestirdigime inanıyorum. 

Yemek için Flames Yunan Restaurantına gittik. Menü her ne kadar onlar "Yunan" diye ısrar etse de "Türk" yemekleri ile dolu oldugundan ve onları Türk Restaurantından başka bir yerde yemiyecegimdeb ilgimi çeken tek şey Ahtapot oldu. Yemeğim geldiginde ahtapotun yanındaki salatanın zeytin yağına bulanmış oldugunu fark ettim. " çok fazla zeytin yağı var" dediğinde "e bu Yunan Mutfağı" cevabını aldığımda kavga çıkacaktı ki yine Zoe yanımda oldugundan dilimi tuttum. Normalde kolay kolay çıkmayan Mac RiriWoo bu zeytinyağı bolluğunda peçeteme akıp gidiyordu. Halbuki ben Arap yağı bol bulmuş... diye başlayan bir atasözü biliyordum, bunun Yunanlar için de uygulandığını sanmamıştım. Neyse ki rujum yanımdaydı, tazeleyebildim yoksa bu ayrı bir tartışma sebebi olabilirdi. 



 Ahtapotun tadı güzeldi, yiğidi öldürdük hakkını yemiyelim bari. Biraz daha ahtapot olsaydı daha memnun olurdum. Tabağımda gerçekten azıcık bir şey vardı. Bir daha gider miyim aynı yere? Maalesef nayır! Benim icin geceyi guzel kılan seyler sizin instagramdaki beğenileriniz ve arkadaşımla geçirdiğim güzel zamandı. 

31 Ağustos 2014 Pazar

Lancome Galateis Douceur Face & Eyes


  Dün akşam bir şişe daha bitirdim. İnstagrama fotografını koyduğum anda pek çok sorunuz olduğunu gördüğümden hemen düşüncelerimi buraya yazmaya karar verdim. 

 Lancome'un bu ürününü ben lise 2. Sınıftan beri kullanıyorum. Üniversite yıllarımın ikinci senesine kadar da baska ürün kullanmadım diyebilirim. Hep elimin gittiği hep memnun kaldığım bir ürün. 

  Ben bu ürünü makyajımı çıkartmak için kullanıyorum. Oldukça kolay bir kullanımı var. Pompası ile elimin üstüne sıkıp ( popoyi açılı tutup 2 kere sıktığınızda kalp isareti yapabiliyorsunuz ki sevdiğim arkadaşlarımla makyajınızı çıkarttığınızdan hep yaparım) sonra pamuk ile elimdeki ürünü alıp yüzüme uyguluyorum. Bunu yapmamin sebebi ise pamuğuma ürünün daha geniş yayılmasını sağlamak. 

 Suya dayanıklı, çıkarması zor ürünleri bile büyük rahatlıkla çıkartıyor. Aynı zamanda guzel nemlendiriyor. Ara ara yüzümde sivilcelenme yapabiliyor böyle zamanlarda makyajımı çıkarttıktan sonra yüzümü yıkıyorum. Böylece sivilcelenmeyi durdurmuş oluyorum. Eğer yüzümde yıkadıktan sonra kuru bir his varsa tekrar ince bir sekilde yüzüme sürüp ( gece kremi gibi) uyuyorum. 

  Bu ürünü sabahları hiç kullanmadım. Ihtiyaç da duymadım. Yalnız güzellik rutinimin demirbaş ürünlerinden biri. Hic bir zaman kullanmaya çekinmem. 

  Paraben icerik içermediği konusunda bir araştırma yapmadım. Hep memnun kaldığım ve Lancome a güvendiğim içinde araştırma yapma ihtiyacı duymadım. 

 Bir sonraki şişemi annemlerin Londra ziyaretine kadar bekleyeceğim çünkü Duty Freelerde çok güzel kampanyaları oluyor. 

LBTK




24 Ağustos 2014 Pazar

Fethiye' de Kahvaltı

 Gecen sene de tatile Fethiye'ye gelmiştim. Yalnız bu sene buralari daha iyi bildigim icin daha keyifli bir tatil geçirdim. 


Bu manzaraya aşığım. Ozsut Fethiye de çok güzel bir manzaraya sahip. Denize karşı 4 kişilik bir köşesi var ve o köşe benim köşem. Çoğunlukla kahvaltılarımı " huzur köşesi" olarak adlandırdığım o köşe de yaptım. Garsonlar hep güler yüzlü ve oldukca yardımcılardı. Gerçekten her gidişimde ben de misafirlerimde oturduğumuz yerden kalkmakta zorlandık.  "Burda bütün gün kalabilirim" her gidenin ağzından süzülen sözcükler. 
 


 Deniz manzarasına bir de guzel, ferah esinti eklenince kahvaltı icin mükemmel bir mekan olarak beyninize kazındı. 

Fethiye'ye yolunuz düşerse Özsüt'un bu manzarasını  ve benim "huzur köşem" de keyif yapmayı unutmayın. 

Xoxo 
LBTK 

5 Ağustos 2014 Salı

FLORMAR'DAN CEVAP GELDI

Merhabalar,


 Cuma gunu sikayet amacli paylastigim ve flormari etiketledigim fotograf hakkinda Flormar geri donus yapti ve telefonda detayli bir sekilde konustuk. 


 Musteri hizmetlerinden arayan yetkili yasadigim problemleri detayli bir sekilde ogrenmek istedi. Magazalarina ilk gittigimde maskara bazi istedigimi, satis elemaninin “oyle bir urunumuz yok” demesi uzerine standa goz attigimda  urunu buldugumu ve kendisine “ burda varmis, stokta mi kalmadi acaba” dedigimi ve elemanin sinirlenip hayatimda hic karsilasmadigim bir bakisla baktigini ve cok rahatsiz oldugumu ilettim. Bu bakisin ardindan dolaplari rastgele acip kapattigindan ve sinirli bir sekilde “hayir yok” diyip beni oradan kovarcasina bir tutum sergilediginden bahsettim. Bu tutumun ardindan “ herhalde sininirleri bozuk, kim bilir ne oldu” diye bu olayin ustunde durmadigimdan ve iki gun sonra standa tekrar gittigimde renksiz oje aradigimi, ayni satis elemani ile karsilastigimi ve renksiz oje aradigimi soyledigimde “elimizde kalmadi” diyerek yine 7 sulaleme hizmet veriyormuscasina attigi bakislardan rahatsiz oldugumdan fazla ustelemeden ayrildigimi dile getirdim. Ucuncu ve son sefer babamla beraber standi ziyaret ettigimizi , bir guzellik salonu sahibi arkadasim icin oje kurutucu spray aradigimi aradigimi soyledigimi ve bu sefer hem babami hem de beni tersledigi icin sinirlenip “ sizi sikayet edicegim” diye belirtip fotografini cektigimi  ve paylasimi yaptigimi ayni zamanda firmada ne kadar calistigini sordugumda alisveris merkezindeki standlari acildigindan beri calistigini kidemli bir eleman oldugunu belirtttigini ilettim. Tamamiyle her noktada hakli oldugumu ve boyle bir sey yasadigim icin firma olarak cok uzgun olduklarini belirttiler. 
 Konusmamizda benim icin cok onemli olan ilk unsurun, elemanlarinin kovulmayacagini yalniz gereken uyarilarin yapildiginin teyidini aldim. 


 Sizlerin sikayetlerinden de bahsettim. Aseton yerine tonik, goz kalemi yerine kas kalemi verildiginden ve bana gelen diger benzeri sikayetlerden bahsedip egitim verilip verilmedigini sordugumda bana iyi bir egitim verildiginden ilk once oryantaston egitimi verildiginden sonra makyaj egitimi, urun egitimi gibi ara egitimlerin siklikla verildigini bu konuda icimin rahat olmasi gerektigini bahsettiler. Bunun uzerine egitim verildigine dair hem onlarin uzerinden suphe kalkmasi icin hem de diger bloggerlarin “ biz cok sikayet ettik ancak kimse geri donus yapmiyor” denildigi icin bunun da aksinin kanitlanmasinin iyi olacagini dusundugumu, egitim verildigi hakkinda bana yazili donus yapmalarini ve bunu blogumda paylasmak istedigimi rica ettigimde prensip olarak bunu yapamayacaklarini, bu ifadelerini yazili olarak veremeyeceklerini belirttiler. Firma yetkilisi ile aramda gecen bu konusmayi yorumsuz olarak size aktariyorum ve ciddi olan bana gecikmeksizin donus yapan bu saygin firmanin elemanlarina egitim verdigi konusundaki sozlu teyitlerinden ben tatmin oldum. Bu konuda baska satis noktalarinda karsilacaginiz benzer olaylarda egitim konusunu sizin de sorgulama hakkinizi kulanmanin size ait oldugunu hatirlatarak’, gerektiginde sizin de firmaya bildirmenizi ve boylece firmaya da verdigi egitimlerin geri donusunu kontrol etme sansinizi vereceginizi belirtiyorum.


XOXO 

LBTK


LBTK

XOXO

Paylas