Videolar

Loading...

22 Nisan 2014 Salı

Cilt Bakim Rutinim

 Cilt Bakim Rutinim videosu hakkinda biraz daha ayrintili bilgiyi blogumdan vericegimi belirtmistim. Zoe' nin dadi seruveni biraz haraketli gectiginden ve isine son vermek zorunda kaldigimizdan ancak vakit bulabiliyorum. Dadi ile ilgili olan seruvenimizi anlatan bir video yayinlayacagim, merak edenler onumuzdeki hafta izleyebilecekler.

 Cilt bakimi konusuna bu aralar biraz daha dikkat ediyorum. Bunun sebebi de botox yaptirmak istememem. Botoxu seviyorum yalniz mimiklerimi kullanamamayi sevmiyoum. Botox sevmemin tek bir nedeni kirisiklari onlemek icin kesin ve kolay bir yontem olusu yalniz botox cok derin bir konu. Bir suru pruz ve problem cikartabiliyor ayni zamanda bugune kadar yapilan bitix uygulamasinin yanlis oldugu da kanitlandi ve artik yeni yontemler var. Bunu ayri bir videoda aciklayacagim.

 Cilt bakimimdaki degisiklik uzun bir sure once basladi yalniz son buldugum kombinasyondan oldukca memnunum. Memnun kaldigim bu kombinasyonu neden ve nasil ve nasil olusturdugumu anlarsaniz ayni urunleri bulamasaniz da kendinize uygun bir kombinasyon yaratabileceginize inaniyorum.

 Cildin belirli ihtiyaclari vardir. Bunlardan en onemlisi temiz olmasi. Cildimi temizlemek icin Avene Cleanence yuz yikama jelini kullaniyorum. Bu uzun suredir kullandigim ve memnun kaldigim bir urun. Urunu The Body Shop' un Smooth and Renew Face Loofah padi ile yikiyorum. boylece gozeneklerimin iyice temizlendigini dusunuyorum. Yuz padlerini kullanirken cildinize fazla baski yapmamaya ozen gostermelisin ki cilt tramva gecirmesin. Asiri baski cildin deforme olmasina neden olucagindan iyi birsey yaparken yanlis bir etki gormeyelim.

Yuzumu yikadiktan acilmis temiz gozenekleri bir an once kapatmak icin  Sanctuary pore refining toner kullaniyorum. Bu urun beni sasirtan urunlerden bir tanesi. Gozeneklerimde bir haftadan az bi sure icerisinde buyuk bir degisiklik gordum. Icim rahat onerebilecegim urunlerden bir tanesi kesinlikle. Bittigi anda hemen yenisini almak icin kostur kostur magazaya gittigim dogrudur!

Cildimiz temiz ve gozeneklerimiz de kapadiktan sonra cildimin ihtiyaclarina geciyorum. Ilk olarak tum cildimin mineral ihtiyacini karsilamak icin Organic Doctor Dead Sea Mineral Hydrating Radiance Serumunu kullaniyorum. Olu deniz mineralleri her daim ilgimi ceker. Mineral bakiminda oldukca zengin oldugu bilinen bu urunu gorunce ve fiyati da uygun bulunca hemen denemek istedim ve husrana ugramadigim icin de oldukca mutluyum. Videoda fiyatini yanlis belirtmisim, burada hemen onu duzeltmek istiyorum. Ben Holland and Barret magazasindan 10.99 Pound'a aldim. Bu bir cilt serumu icin oldukca uygun bir fiyat. Serumum yeni bitti. Bu serumun bir de Anti-aging olani gordum internetten bakarken. Hemen onu alip denemeye basliyacagim. Sonuctan memnun kalirsam mutlaka paylasirim.Bu serumu tum yuzume uyguladiktan sonra botoxa ihtiyac duydugum bolgeme yani alnima Estee Lauder'in Re-Nutriv Ultimate Lift Age Correcting Serumunu uyguluyorum. Bu serum oldukca tuzlu, kabul ediyorum yalniz ne kadar basarili oldugunu inkar eden cikamaz! Oldukca iddeali bir urun ve kesinlikle hakkini veren bir urun. Alnimdaki kirisikliklarin azaldigi cok bariz nir sekilde ortada. £170 gibi bir rakamdan bahsediyorum ki Turkiye de 768 TL ye gordum ki icim sizladi. Ne diyecegimi bilemiyorum maalesef.  Kirisikliklariniz yoksa ne mutlu size! Varsa da botox yaptirmak daha ucuza mal oluyor!

 Serumlara ara vermeden gozlerime yine Estee Lauder Advance Night Repair Goz Serumunu uyguluyorum. Fiyat vermeyecegim cidden hem sinirlerim bozuluyor hem de uzuluyorum. Urun guzel mi guzel, guzel olmasa onermem biliyorsunuz. Hemen kendini fark ettiren bir urun degil, en az 3 hafta sonra kendini gosteriyor, 4 hafta sonra birakmaya kalkarsaniz yana yakila geri donup kullanicaginiz bir urun. Bagimlilik yapabiliyor, ha onsuz yasayamaz misiniz? Yasarsiniz tabii ki yalniz eksikligini de hissedersiniz. Ozellikle benim gibi problemli ( sisen, kasinan, portleyen istenmeyen her seyin basina geldigi) gozlere sahipseniz eksikligini hissedersiniz.

Goz cevrem serumu emerken yuzume surdugum serumlar coktan cildim tarafindan emilmis oluyor ve hemen yuz nemlendiricime geciyorum. Pixiwoo larin cok ovdugu Liz Earle' un Skin Repair yuz nemlendiricisini kullaniyorum. Ilk etapta yuzumde biraktigi hissi sevmesem de iyi nemlendiriyor. Cok ayilip bayildigim bir urun degil ama memnun degilim de demem. Benim kullandigim kuru ve sensitive ciltler icin olani. Belki ben cildimdeki degisikligi tam olarak algilayamadim. Bitince eksikligini hissedermiyim bilmiyorum, merak ediyorum acikcasi.

Cene bolgem sorunlu, ufak sivilcelerin ciktigi regl donemimde sivilce atagina ugradigim tek bolgeme de Circadia Daytime Control kremini kullaniyorum. Bunu cilt bakimi yaptirdigim klinikten aldim. Uzun suredir kullaniyorum ve oldukca memnunum.
burdan bakabilirsiniz   benim sivilcelerime cozum oldu.

Bu uygulamalardan sonra gozume surdugum serum cilt tarafindan emilmis oldugundan goz kremime geciyorum. Benefitin goz kremini kis aylarinda kullanmak benim icin buyuk ( cok buyuk!) bir hataydi. Clinique all about eyes kremi ile degistirdim ve serumum ile birlikte uygulayarak yaptigim yanlisligin izlerini kapatmaya basladim bile. Clinique All about eyes i mutlaka herkese tavsiye ediyorum. Her cesit goze iyi gelen oldukca durust ve caliskan bir goz kremi. Her yeni urun kullanip hata yaptigimi anladigimda kendimi kollarinda buldugum bir urun acikcasi. Benim icin vefali bir sevgili. Hep affedip tekrar seviyor beni. Tabii ben de her seferinde biraz daha buyuk bir askla sariliyorum ona.

Kendinizi ask romani okuyor gibi hissettiyseniz kusuruma bakmayin, hemen toparliyorum.  Ben yazarken yoruldum siz okurken yoruldunuz mu bilmiyorum yalniz kacirdigim unuttugum seyler varsa  ve en onemlisi hala izlemediyseniz  asagidan videoyu izleyebilirsiniz.



Eger hala Youtube uzerinden izleyemiyorsaniz da BURAYA TIKLAYARAK videoyu izleyebilirsiniz.

PS: Bir kac saate yeni bir video yuklenmis olucak. Cabuk bozulan saclara sahipseniz youtube kanalimda bulusalim

Sevgiyle kalin

LBTK

XOXO

23 Mart 2014 Pazar

Pakistan 12. Gün

Zoe bütün akşam uyutmadı, benimle aynı yatakta yatıyor ve surekli kıpır kıpır, aynı zamanda cok kötü öksürüyor. Ateşi de vardı. 
 
Sabah kalktığımızda biraz daha iyi gözüktü gözüme, Aly annesi ile check-up yaptırmak için aile doktoruna gitmişti. Zoe'nin kahvaltısını yaptırdım, bahçede günesin altında zaman geçiriyorduk ki iki araba geldi. Ilk arabadan 2 kadın ikinci arabadan da iki erkek çıktı, yanıma geldiler. Kayınvalidemin en buyuk abisinin eşi, kızı ve oğlu gelmişti. Öğle yemeğini yer giderler diye düşünüyordum. Zoe'yi doktora götürmeyi planladığından umud ediyordum desem daha doğru olur. 

 Aksam 6 idi ayrıldıklarında. Onlar kalkar kalkmaz koştur koştur doktora gittik, yolda kusmaya başladı, iyice korkmuştum. Hastaneye vardığımızda hemen içeri aldılar. Ozel hastane oldugundan dil problemi de olmadı, rahatça herseyi anlattım doktora. Zoe'nin göğsünü dinledi, bademciklerine gözlerine baktı. Ciğerlerinde ve bademciklerinde problem yoktu. Alerjisi olmuş havadan o da balgam yaptığından bağlamı atmak icin oksuruyor bazen zorladığında da kusma yapıyormuş. Ağrı kesici ve alerji ilacı verdi. Icim rahatladı, hem de cok rahatladım cok streslenmistim yine. Aksam bakıcısı ile eve dondü biz ise gitmek zorunda olduğunuz bir aksam yemeğine katıldık. 

Akşam yemeği Pakistan Airforce yani havacilarin lojmanindaydik, bana çocukluğumu hatırlattı. 8 yaşına basmamıştım Ankara Oran MSB lojmanlarına taşındığımızda. Liseye başlayana kadar MSB lojmanlarındaydık. Harika bir çocukluk geçirdim orada. Babam denizci olmasına rağmen Hukuk mezunu da oldugundan Genel Kurman Başkanlığında J5 bölümünde çalıştı yıllarca. Teyzemin kapalı oluşu dedemin ve eniştemin dindar olması sorun yarattı bize sonradan. Askeriye o zamanlar cok farklıydı. Lojmanlar çok güvenliydi, gece 10'a kadar lojman sokaklarında paten kayar, sarki söyler tabiri caizse fink atardik. Aynı havayı soluyormusum gibi geldi. Yüzümde bir gülümseme belirdi lojmanın sokaklarında ilerledikçe. 

 Bu lojmanlar çok daha büyüktü, benim gittiğim ilk okul lojmanların içindeydi, bu lojmanlarda 3 okul, kocaman bir hastane vardı. MSB lojmanları ile kıyaslamak gerekirse 3 tane MSB lojmanını rahatlıkla içine alır bir de Gulhane Askeri Tip Fakültesini sığdırirdi. Lojmanların restaurant kısmındaydi yemek. Her ne kadar uzun süreli kalmak istesem de aklım Zoe de oldugundan yemeği yiyip kalkmak istedim. 1 buçuk saat ya kaldık ya kalmadık. Konuşulacak konuların icine kendi planımı sığdirmayi başardım. Amangardaki okul planımızdan bahsettim Generallere, büyük ilgi çekti, yardım etmek istediklerini ellerinden geleni yapacaklarını söylediklerinde havalara uçacaktım. Bir buçuk saatte buyuk bir başarı yakalamıştım. Ayrılırken arabanın camını açıp lojman havası derin derin içime çektiğimdeki duygu huzur ve umut ile nostaljinin guzel br karışımıydı. 

 Eve vardığımda Zoe uzun zamandır uyumadığı kadar derin ve rahat bir uyku içindeydi. Onun hıuzurla uyuduğunu görünce hepten mutlu olmuştum. Usulca yanına sokulup yavaşça saçını okşadım. Keşke Allah herkese evlat  sevgisi verebilseydi; veya sevgi verebilen, paylaşabilen bir kalp. Umarım benim yavrumda dahil dünyada bütün çocukların en iyi bildigi duygu korku ve yasak yerine sevgi ve özgürlük olabilseydi. Yine de geçirdiğim stressli günden uzak umut ve mutluluk dolu bir aksam geçirmenin. verdigi huzurla kısa bir sürede uykuya daldım. 
 
Aksam oldugundan lojmanların fotografını cekemedim ama Google dan sizler için bir görsel bulmayı başardım. 

 

 

22 Mart 2014 Cumartesi

Pakistan 11.gün

Aksam yemek yemeden yattım, sadece bolca su ictim, cok susamıştım. 

 Sabah kalktığımda tekrar islamabad'ta olduğuma şükür ettim. 

 Bahçeye indiğimde yağmurlu, kapalı bir hava vardı, kahvaltı hazırdı yalnız miğdemi zorlamak istemediğimden keloggs aldırmalarını istedim Aly'den, beni bilen kocam çoktan aldırmıştı bile, "simdi geliyor" dedi. Kâsenin icinde çilekli ve kırmızı meyveli keloggsum bir şişenin icinde de sütüm geldi, kahvaltımı yaptım, 
 
 "Ne yapmak istiyorsun bugün?" Diye neşeli bir sekilde sordu eşim, nişan yüzüğümü ve bileziğimi tanir ettirmek istiyorum" diye cevap verdim şımararak, etrafımızda kimse yoktu, kayınvalidem bir işi için evden çıkmıştı. Aly ile nisanlandiğimda 25 yaşındayım, Nisan yüzüğümde 25 tane Elmas var, yalnız bunlardan bir tanesi geçen yıl düştü, buraya gelip aldıkları yerde yaptırmak istediğinden takmamaya başlamıştım. Bir de düğünde takılan bileziklerimden bir tanesinin taşı düşmüştü, onuda yanımda getirdim yaptırmak için. Geldiğimizden beri bir türlü fırsat olmadı. 
 
 "Bol bol alışveriş yap bugün" dedi eşim, gülmeye başladım " bu kadar mi korkuttum seni?" dedim hemen, Aly bana alisveris yap bol bol diyecek, hayatımda ondan duymadığım laflar :))) kendi icin bile alisveris yapmaz her seyini ben alırım o kadar ki nefret eder alışverişden. Alisveris yapmak fikri haksızlığa ortak olmak gibi geliyordu yalnız geldiğimden beri hic bir sey almamış, hic bir yeri doğru düzgün geçmemiştim, aklıma bir fikir geldi. " Aly, sence ben her Amangara geldigimde açılacak okulda ögretebildigim kadar Turkce öğretsem, ya da turkiye ile ilgili bir seyler. Kızların eğlenin öğrenebileceği tarzdan bir seyler? Nasıl olur?" 
Aly cok beğendi fikrimi, " ne istiyorsan öğrenebilirsin nasıl olsa Türkleri herkes çok seviyor, herkes Atatürk hayranı, bence cok guzel olur" diyince hemen kayınvalidemi arayıp fikrimi söyledim, o da cok beğendi, artık alışverişi hak ettim bir derece de olsa diyerek sevinç icinde hazırlandım hemen çıktık,ilk once annesi ile buluştuk ordan kuyumcuya geçip takılarımı tamir edilmesi için bıraktık, sonra dolaşmaya başladık. D.watson diye bir kozmetikçi gördüm hemen içeri girdim, neredeyse her marka orijinal ve sahte ürünleri ile tezgahlarını süslüyordu. Açık açık bu thailand te yapılan, bu orijinal diye belirttiler. Benefit'in uretinden kaldiran powderflage' ini buldum, içini açip baktiginda çingene pembesi bir renk çıktı, yüksek sesle " aaaa" demişim :) kadın gülüp bu 6 numarası demez mi? Bana? Bana yapılır mı bu? Ne altı numarası kardeşim bu ürünün numarası filan yok! 1 tane var sadece! Neyse orijinal olanını bulup aldım, saç boyası aldım belki vaktim olur da boyatirim diye. Sonra ayakkabıcı gezmeye başladım. 3 çift sandalet 1 adet onu kapalı terlik ve 1 el çantası aldım, daha fazla kalsaydım daha da alacaktı herhalde. 

 Sonra gidip birşeyler yedik, yemeğin ardından şal bakmaya gittik, hediye vermek icin hem de kendime 10 adet şal aldım, Aly icin DVDciye gidip bir sürü DVD aldık. Sonra da eve geldik. O kadar alisveris beni biraz rahatlatti. Gercekten ihtiyacım varmış. 
 
 Aksam eve geldiğinizde cok yorgunduk. Pakistan ve Hindistan'ın cricket maçı oldugundan her televizyon olan yerde insan yığını vardı ama dükkanlar boştu, en azından bu yüzden rahat alisveris yapabilmiştik. Yoksa cok daha yorgun olurduk. 
 
 Biraz oturup hemen yatmaya çekildim. Uyumadan önce tek düşündüğüm bu aldıklarım o küçücük yaşta ölen kızları geri getirecek mı? Tabii ki hayır! Getirmeyecek, oyle ise neden aldım bunları??? Biraz rahatladım belki, unuttum bir kac saatligine gördüklerimi yaşadıklarımı. Alışverişin verdigi rahatlıkla iyi bir uyku çekicektim yalnız Zoe dış çıkartmaya başladığından bütün aksam uyutmadı. 2 dış birden geliyor, sabahı zor ettik yine . 
  

 Kozmetikcideki Benefit ürünleri 

Benim çok sevdiğim erase paste i hiç bu kutuda ve bu kadar sert bir kıvamda görmemiştim. 

21 Mart 2014 Cuma

Amangar 4 ve 5. Gün


 Sabah yataktan nasıl kalktığımı da hatırlamıyorum. Odamdan çıkıp içeri geçtiğimde herkes uyanmış kahvaltı yapıyorlardı. Kayınvalidem "hemen otur kahvaltını getirsinler" dedi gunaydin bile demeden, canımın istemediğini, odamda olucagimi söylediğimde kayınvalidem acele ile " hayır, yalnız kalmak yok, hemen ye bir kac işimiz var arazi ile ilgili onları halledip seni Peshawar' a götüreceğim" dedi. Kadın okul projesi ile coktan gelip gitmişti, kayınvalidem memnundu, tapuya gidip okul icin arazi isleri halledilecekti. Birsey yemeden hemen kendimi ve Zoe yi hazırladım. Zoe ishal olmuştu. " muz yediririm birşeyi kalmaz" diye düşündüm. Hazırlanip evden çıkana kadar 4 kere daha altını değiştirmek zorunda kaldım. Endişelenmeye başlamıştım. Çok pis bir yerdi amangar, ineklerin bile domuzlar gibi kendi pisliği icinde oturduğu çöple dolu bir yerdi dışarısı. Tamam Zoe Alylerin alanından dışarı çıkmıyordu ama o cocuklar. Surekli Zoe ile oynamaya çalışıyorlar bir birlerine dokunuyorlar, oyuncaklara dokunuyorlar....sivrisineklerde fazla burda.  Neyse muzunu yesin birşeyi kalmaz inşallah. 

  Yola çıktık. Ilk once tapu binasına gittik, bir kac bina arasında araba ile gidip geldik açıkcası, Turkiye gibi "oraya git sunu imzalattir, buraya git sunu damgalattir, harç yatir bilmem ne" ve bunların hic birisini bir çatı altında yapamıyorsun. Koşturmam lazım ordan oraya deli gibi. Kayınvalidemin be Alynin de imzası gerekli oldugundan oradan oraya geçip durduk. Kayınvalidem kadın oldugu için tek başına bir sey yapamıyordu, bir erkeğin yanında olması lazımdı cünkü İslam ile yönetilen bu ülkede kadınların erkek olmadan hic bir sey yapmaya hakkı yoktu. Illa oğlun, Abim, kocan olucak yoksa bir hiçsin. Dünya paranda olsa yanında erkek yoksa ne arazi satabilirsin ne birsey yapabilirsin. Ben, Zoe ve koruma arabada bekliyorduk. Binanın önünde bir grup erkek vardı. Surekli gözleri üstümüzde, benim yuzum gözlerime kadar kapalı, hava sıcak, bunaldım iyice nefes alamıyorum. Aly'ler döndüğünde rahatladım, yola çıksak ta bir an once basımı açıp bir hava alabilsem. 
Tapu binasının önündeki adamlar 

 Amangardan peshawar sehir içi bir buçuk saat filan. Otoyolda uyumuşum. Peshawar sınırına vardığımızda uyandım. Aly uyandığına baya sevinmişti. Hemen başladı anlatmaya " bak bu yok Büyük İskender'in üstünden geçtiği yol, dunyanın en uzun yolu. Çin'e kadar gidiyor bu yol. Adı Grand Truck Road. Ben de bu yolda cok gidip geldim zamanında."  Demesinin ardından " ama bir Hindistan'ı alamadın o kadar gidip gelmeye" dince annesi gülmeye başladı. "Arabada neden koruma yok" diye sordum, annesi " onlar arkadaki arabadalar , hep beraber olalım istedik" cevabını aldım. Anladım ne oldugunu, benim icin endişelenmeye başlamışlardi, havanı değiştirme gezisi yapicaktik. Ne manası varsa, sanki ben eski neşeli halime dönünce o kız geri gelecekti. Ya da babasının Allah belâsını verecekti. Sonra üzüldüm. Benim Icin binbir türlü saklabanlik yapmaya başlamışlardi arabada, ardı kesilmeyen sakalar, en sevdiğim abur cuburlar yolluk olarak alınmış surekli ikram ediliyordu. Bense surekli kısa, sert cevaplar verip onların cabalarını suratlarına tokat atar gibi kesip atıyordum. Toparlamalıydım kendimi. Ailem benim için endişeleniyordu. Yavaş yavaş açılmaya başladım. Geçtiğimiz yerleri inceliyordum butun dikkatimi yola yolda gördüklerime vermiştim. Yol kamyon doluydu. Kamyonlar bir gelinmiş gibi süslenmiş, boyanmış, her tarafı kınali, nakişli. Telefonumu elime aldım en güzelini gördüğümde fotografını çekincektim. O kadar cok kamyon vardı ki hangi birini fotograflayim şaşırdım, hızlı da gittiğimizden fotograflar guzel çıkmıyordu, bir müddet sonra sadece bakmakla yetinmeye karar verdim. Her yer harabe. Doğru düzgün bir bina bile yoktu. Trafiği kesmek icin "ring road" diye bir yola geçip sehir icine baska bir yoldan gitmeye başladık. Bu da büyükçe bir yoldu. Yolda geldigimiz yone doğru giden tanklarla dolu kamyonlar geçmeye başladı, Aly " bak bunlar Amerika'nın tankları, yavaş yavaş geri çekiliyorlar, onlarda başa çıkamadılar burası ile kimse basa çıkamaz " dedi. 

 10 dakika sonra Peshawardaki evlerine vardık. Öğle yemeği hazırdı bile yalnız ben ilk once evi gezmeyi istedim. Evde 3 bahçe vardı, en sevdiğim evin yanındaki gizli bahçe oldu. Aly'nin çocukluğunda oynadığı salıncaklar, babasının gençlik arabası, yaptıkları suni şelale çok hoştu. Videosunu instagramda paylaştım. Sonra yemeğe geçtik. Aly pirzaloya benzeyen birsey uzattı, sanki biri butun etini yemiş yağlarını da bırakmış gibi duruyordu. Aly'e sorduğumda " bu en makul et, burada yağ kısmı etten daha makbul, bak annem yiyor bile", hemen annesinin tabağına baktım, eti ayırmış yağını yiyordu. Benim hiç alıştığım bir görüntü degildi biraz yadırgadim. Ayip olmasın diye herseyden tabağıma biraz alıp tadına baktım ama Chapli kebap dedikleri yayvan köfteden baskası yenilecek gibi değildi benim için. O bile çok yağlıydi. Yemekten sonra evdeki tüfekleri ve silahları inceleyip kurcaladım, çay ve yeşil çay içtikten sonra amangara gitmek icin yola koyulduk.  
 
 Yolda KFC ve McDonalds gördük ve kapılarının önünde 3/4 tane tüfekli koruma vardı. Cok şaşırdım, nedenini sorduğumda Ingiltere ve Amerika ile bir problem oldugunda buraların hemen yakılmaya çalışıldığını ve cogu zamanda para oldugu icin soyulmaya çalışıldığı icin koruların oldugu cevabını aldım.  


Ilerde Aly heyecanla uzunca bir buna gösterdi. "Iste, sana söylediğim okul bu, iste bu!" Dedesinin yaptırdığı üniversiteyi gösteriyordu, oldukça uzunca bir binaydı, bittiği yeri göremiyorduk, araba ile 5 dakika gittikten sonra bittiği yeri gördük. Öğrenciler mutlu görünüyorlardı, dışarıda çeşitli aktivitelerde eğleniyorlardı, guzel bir atmosferi vardı. Inşallah kayınvalidemin okulu da bir gun boyle olucakti, gelip görüp o ağır pis duygunun yerine huzur ve mutluluk duyacaktım.  

 Arabada migdem bulanmaya başladı, braz uyursam kendime gelecektim, Zoe kucağımda uyumaya başladım. 

 Uyandığımda eve varmıştık yalnız migdem hepten kötülemişti, öğlen yemeği ağır geldi diye ne yolda bir sey yedim ne de aksam. Gaviscon bulabilirmiyiz diye sorduğuma Aly güldü, burda "hajmola var gaviscon yerine" dedi, ilacı getirdiler, iki tane çiğnemem gerektiği söylendi, ağzıma attım ama o nasıl iğrenç bir tad! Nasıl pis! Anlatabilibecek gibi degil ağıza gelen her kademesi ayrı bir iğrençlikte. Aly hemen yutmam gerektiğini söyledi, iyileşmek için yuttum artık, ardından da ufak bir cikolata attım ağzıma yoksa kusacaktım. Cok güçlü bir tadı vardı. 

Git gide kötülemeye başladım. Verdigim muzlarla Zoe düzelmişti yalnız ben cok kötüleşmeye başladım, sabaha karsi 2 gibi banyoya koştum, kussam rahatlayacağım ama migdemde hiç bir sey yok, ilk defa insanın geğiriyinin tuvaletinden fena koktuguna şahit oldum, cok fena ishal olmuştum. Butun aksam her 5 ile  15 dk da bir tuvalete giderek geçirdim. Aly yanımdan hic ayrılmadı, en sonunda ağlamaya başladım," ne olur götür beni bu Allah'ın cezası yerden! Ne olur! " 
 Sabah olmuştu gözlerimi açtığımda, annesi ve Aly bas ucumda, annesinin elinde " pediolyde" yazan icinde pembe bir sıvı olan sise, oda da birşeyler yakıp dua eden kadınlar. Bense ne oldugunu anlamaya çalışıyorum, annesi elindeki şişeyi icmem gerektiğini söylerken yerimden kalkmaya çalıştım ama mumkun değil, hic enerjim olmadıgı gibi butun vücudum ağrı icinde. Acı çektiğimi gören annesi " vücudun cok zayıf düştü, bayıldın, bundan en az 2 sise içmen lazım ki kaybettiğin mineralleri geri al, ağrıların gider" dedi. Başımda dua okuyup birşeyler yakan kadınları çıkartmalarını söyledim, pis koktugu gibi aynı zamanda neye uğradığımı şaşırmıştım, üstüme üstüme geliyordu resmen. Dualarını bitirip hemen çıktılar, Aly ve hizmetliler beni doğrulttu. Cok susamıştım, sakız aromali tuzlu içeceği hoşuma gitmemesine rağmen 3-4 dikkiste bitirdim. 5 dakika ya basımın ağrısı geçer gibi oldu, hareket edebiliyordum yalnız vücudum hala ağrı içindeydi, özellikle de bacaklarım ve kalçam. Tuvalete gidebilecek enerjim gelmişti ki yine koştur koştur tuvalete gittim. Allah'tan her odanın kendi tuveri var evlerin hepsinde. Gegirtilerimse hala dışkı gibi kokuyordu. "Allahım ne olur burda olup kalmayim" diye düşünerek yattığım yerden pencereden dışarı bakıyordum. Yine hastalığın ve yaşadıklarımın verdigi psikoloji ile ağlamaya başladım, Aly'e dönüp " Allah kahretsin burayı, iğrenç yer, bir an once buradan kurtulmak istiyorum, keske babanın mezarligini taşıyabilsek, bir daha hic gelmesek buraya" dediğimde Aly kızgın bir ifade ile " hastanın, go çalışmadığı  seyler yasadın anlıyorum ama buraya hakaret etme, geldiğim yeri inkar etmemi bekleme benden" dediğinde   sacmaladigimin farkina vardım. Geldigi yeri inkar eden birine zaten saygı duymamazdim, yalnız o kadar zayıf düşmüştüm o kadar bedenen ve ruhun yorulmuştum  ki "haklısın" demek istemedim. Basımı çevirip camdan dışarı bakmaya devam ettim sadece. Hemen akabinde " götür beni ama ne olur, burda kaldıkça daha da hasta olucam" dediğinde, "yolda tuvaletin gelirse duracak bir yer yok, tuvaletini 2 saat tutacak hale geldiginde hemen yola çıkacağız  hersey hazır, sadece senin biraz düzelmeni bekliyoruz" dedi. Pembe içeceği uzattı. Biraz daha ictim, şişeyi bitirmeme yakın annesi gelip telefonu uzattı, Aly'nin Amerika'daki ablası arıyordu, orada doktor, telefonda meraklanmamam gerektiğini, duyduğuna göre iyileşmeye başladığını, her geldiginde aynı şeyin onunda basına geldigini bir iki güne hic bir şeyimin kalmayacağını söyledi. 
 
 Aksam saat 6 oldugunda iki saattir tuvalete çıkmamıştım. Hemen yola çıkıp islamabada döndük. Islamabad'a vardığımızda istanbula varmışim gibi hissettim bir anda, biraz da olsa medeniyet icine geri donmuştum, derin derin nefes alıp verdim eve varana kadar. En sonunda nefes alabilmiştim. 

GT Road. 
Beni hasta eden yemekler Chapli Kebap
Et yerine yağlı pirzola
Tüfeklerle uğraşan, amangardaki adamları  öldürme fantazisi kuran ben


Amangar 3. Gün

 Herzamanki gibi gelenler ve gidenlerle dolu bir gün. 
 Sabah kahvaltısından sonra arazi satışı olsun diye ısrar eden bir grup erkek geldi, yine diger oturma odasına alınıp kadınlardan uzakta konuşulup konuşulan hersey ya Aly ya da hizmetliler tarafından gelip kayınvalideme iletildi ve kayınvalidemdeki cevap aynı, satılık arazim yok! 

 Arazi satışını isteyen ısrarlı grup henüz gitmemişti ki bir araba ile bir kadın geldi. Arabadan inerken korumasına "sen gelme" diyen ısrarcı haraketini gördüm. Bu kadın köylü degildi, halı vakti diğerlerine göre düzgün bir kadın, dert yanmaya gelmediği belli, akraba sandim. Kayınvalideme galiba bir akraba geliyor dedim, merak icinde kapıya doğru baktı? Kadın eve girmek icin izin istedi, kayınvalidem buyrun gelin gibisidinden hareketlerle kapıları açtırdı. Geldi, oturdu, merak icinde herkes söylediklerini dinliyordu. Ilk once kendini tanıttığını anladım, birden kayınvalidem gülümsemeye başladı, kadını uzaktan tanıdığını anlamıştım, kadını beğendiği de acikti. Kayınvalidem rahatladı, derin bir sohbete başladılar. Icinde İngilizce okul kelimesi gecen uzun bir konuşma yaptılar, para da konuşuluyordu. Bir buçuk saatlik bir konuşma sonunda kayınvalidem korumalarından birini çağırıp birşeyler söyledi, sonra kadınla içten bir kucaklastar ve kadını uğurladılar. Kayınvalidem hemen bana " sevineceğim seyler anlatacağım, gel otur" dedi, merak icinde hemen yanına oturdum. 

 Gelen kadının peshawardan bir kadın oLdugunu, kocasının amangarli Patan oldugunu yalnız 3 yıl once kaybettiklerini kadının adını yaptıgı işlerden dolayı cok duyduğunu söyledi. Kadının kim oldugunu iyice tüm detayları ile anlattıktan sonra, ne konuştuklarına gecti. Kadın kayınvalidemin arazisine takipti. Ne istiyorsa iki katı vereceğini söylemiş, " eeee, beni neden ilgilendiriyor bu, arazi senin arazin" dermiş gibi baktığımı gören kayınvalidem "kızlar icin ozel bir okul yaptırmak istediğini söylemiş." Okulda İngilizce öğretilmeyecek, dikkat çekip nefret nedeni olsun istemiyorlar sadece kızları eğitmek en azından şimdilik okuma yazma bilmelerini  sağlamak istediklerini söylemiş. Kayınvalidem arazi karşılığında para istemediğini, araziyi kendisinin karşılayacağını kadının da okulu yaptırmasını istediğini söylemiş, ortak olarak bir proje yapalım diye yarar almışlar, ertesi gun kadın bütün projeleri ile gelip evde bize sunum yapicakmiş. Kayınvalidemin anlattıkları, anlatırken ki gozundeki ışık o kadar sevindirdi ki beni sevinç çığlığı attım, gözlerim doldu. Keske burda olup yardımcı olabilsem diye düşünmeden de edemedim. O kadar sevindim ki kalp atışlarım hızlandı, oturduğum yerden kalkıp odada dört dönmeye başladım. Hemen esimin kız kardeşini arayıp ona da haber verdik, o da bizim gibi sevincinden çığlık attı, sesinin heyecanla titreyisini duydum. Harika bir haberdi bu. Yalnız bir sorun vardı. Bu adamlar kızlarını gonderirlermi ki okula? Bunu kayınvalideme sorunca o da hafif bir burukluk icinde, " biz yapalimda bir kişi bile gelse gelsin" cevabını aldım. Iste bu! Bir kişi bile olsa yeter, onemli olan çabalamak! 
 
 Hepimiz yüzümüzde gülücüklerle öğle yemeğimizi yedik, yemekten sonra çıkıp sehir merkezini gormek istediğimi söyledim. Almam gereken ufak seyler vardı. Kalem açacağı ve Zoe'nin  burada giymesi icin bir ayakkabı almak istedim. Hem de biraz çıkıp etrafı gormek iyi gelir diye düşündüm. Aly huzursuz oldu, "öyle kolay değil senin dışarı çıkman" dediğinde   Sinirlenmeye başladığımı fark ettim. Annesi hemen " yüzünü ve basını kapatıp korumaları alırsan sorun yok yalnız konuşamazsın" dedi. Bu da bir deneyim olacaktı. Ozel beyaz bir eşarp verdiler. Butun basımı, yüzümü örttüm, almak istediklerimin hepsini korumalara açıkladım ve yola koyulduk. Iki tüfekli amca ve şoförle pazar yerine vardık. Pazar yeri Taliban'ın ana merkezi Nowshera da amangardan 5 dk uzaktaydi. Berbat bir yerdi. Berbat bir pazar duşunun diyicem ama düşünemezsiniz, görmeyenlerin anlayamayacagi bir sey. Sokakta gözleri kipkirmizi kuduz köpekler, pis yağlarda pişirilmiş tozlu pis yemekler. Arabadayken bile dik dik uzun uzun bakan adamlar. Arabadan inip pazar yerine geçtik. Kadınlar yok degildi, vardı, hepsi kapalı, sadece gözler gözüküyor. Çabucak alicaklarini alıp gitme derinde hepsi. Erkeklere yanlışlıkla baksan hemen gözünü yakalamaya çalışıyorlar bakışlariyla. Çarşafın icinde bunaldım da bunaldım, dışarı çıktığıma pişman oldum. Kalem açıcagi bulmak icin tezgah tezgah dolaştık. En sonunda onu da bulup hemen arabaya geçip eve dönüş yolunu tuttuk. Arabanın içindeyken bile yüzün gözün kapalı olmak zorunda, bakıyorlar, anında yabancı oldugunu anlıyorlar, sadece gözünden bile anlaşılıyor dedi korumam, nasıl diye sorunca "bakışların cok farklı, nefret yok" dediğinde ne diyeceğimi bilemedim, hemen basımı dışarı çevirip görebildiğim kadınların gözlerine bakıp bakışlarını incelemeye başladım. Nefret vardı diyemem ama bomboştu, orta yas diyebileceğim hafif kırılmış gözlerde yılmışlık, bitkinlik, genc ve pürüzsuz gözlerde ise umutsuzluk vardı. Yine icim sızladı. Artık hepten ağır gelmeye başlamıştı burası, neyse ki okul yapılacak haberini duymuştum ama bu yetersiz geldi nasıl olsa  yarın İslamabad'a döneceğiz diye kendi kendime düşünmeden duramadım. Bunu düşünmeyen utandım evet yalnız psikolojim bozulmaya başlayacaktı. Bir an once buradan çıkmalı derin bir nefes almalıydım. 

 Eve döndüğümüzde kayınvalidem dışarıda bahçede oturuyordu. Arabadan inerken beyaz bas örtülü 15 yaslarında bir kız cocuğunun ağlayarak koştuğunu gördüm. Yanımızdan geçip gitti, arkasından bir kadın belirdi bağırarak kızın pesinden koşuyordu, kız bir oğlanın yanından gecti, anladığım kadarıyla "tut o kızı" gibisinden bir sey söyledi oğlana, oğlan ellerini kaldırıp "yok elini sürmemi gibisinden bir hareket yapıp cevap verdi  ama sonra baska birileri tuttu kızı annesi oldugunu düşündüğüm arkasından kosan kadına verdiler. Kız öğle fena ağlıyordu ki, eve gidince kesin dayak yiyecek kim bilir ne yaptı" diye düşündüm. Onlar giderken esim beni karşılamaya dışarı çıktı, pazarı nasıl bulduğumu sorarken kız ile annesini gösterip "allaaaah aksama dayak var galiba" dedim buruk bir gülüşle. Sonra pazarı anlattım, aldıklarım gösterdim. Hizmetlilere butun koyun cocuklarını çağırmalarını istediğimi söylediğimde eşim şaşırdı. Koyun cocuklarının 20 yi geçmediğini coktan öğrenmiştim, hepsine  lays cips, Mango suyu ve uyduruk bir marka lolipop almıştım, onları dağıtmak icin sabırsızlaniyordum. Özellikle aglayarak kosan kızı çağırın dedim. Ona fazla kalan olursa onlari da verecektim. Cocuklar 5 dakikada toplanmislardi, herkes vardı ama kızı göremedim. Cipsi şekeri ve meyve suyunu alanlar sanki geri isteyecekmisim gibi gözümün icine baka baka hizlica kaçıyorlardı. O kadar tatlılardi ki o halleri gülmeden edemedim. Son 5 cocuk mu ne kalmıştı ki camiden anons geldi. Yanımda duran kayınvalidem sandalyeye çoktu. Aly gözlerini iyice acmış acıyan bakışlarla bana bakiyordu. "Allah Allah ne oldu ki? Cocuklara bunları dağıtmakla suç mu işledik" diye düşündüm hemen. Gözlerimde " ne oldu gibisinden baktım yalnız Aly den cevap gelmedi. Kayınvalideme baktım ondan da cevap yok. Etrafıma bakınıp " ne oldu ya biri söylesin" diye yüksek sesle sorunca korumalar "demin ağlayarak koşan kızın cenazesi icin çağrı yaptılar" dedi. Anladim, anlamak istemiyorum hala anlamak istemiyorum, yazmak ta istemiyorum bunları, Allah hepsinin belasını versin. Küçücük kız. 
 
 Neyse 5 dakika sonra o iki kız kardeş geldiler, kız cep telefonuyla bir oğlanlara konuşurken yakalanmış. Babasının Allah belasını versin. Bu nasıl bir sey anlamıyorum nasıl bir hayvanlik. Hayvan bile yapmaz bunu. Butun aksam ne yedim be ictim, ne yaptım, nasıl yatağa geçtim hic bir sey hatırlamıyorum. Tek hatırladığım rüyamda köylü erkekleri oldurugum, cesetlerin ayaklarını gördüğümü, onları bir yere saklayım mı yoksa yakıyim mı diye düşündüğümü hatırlıyorum. 
  
Nowshera sokakları 
Nowshera pazar yerinin karşısındaki fotograflanmaya deger tek bina. Arabadan çekebildim fotografları sadece 

20 Mart 2014 Perşembe

Amangar 2.gün


 Sabah kahvaltımızı yapıp aile ziyaretine çıktık. Teker teker bütün amcaların evlerine ziyarete gittik, tanışmadıklarim ile tanıştım. Hediyeler verdik, hediyeler aldık. Her gittiğimiz yerde bolca hediye verip hediye aliyorduk. 
 En son Aly'nin babası vefat ettiginde annemlerin gelip evlerinde kaldığı Tahir  amcanın evine gittik. Evlerinin güzelliği dillere destan ve bununla baya gurur duyuyorlar. Butun amcaların ve teyzelerin evlerinin icinde en güzeli Tahir amcalarınkisi. Kızları ve oğulları sık sık Londra'ya alışverişe gelirler. Her geldiklerinde görüşürüz yalnız kendileri ile ilk defa tanışıyorum. Oturup sohbet ederken camiden yine bir anonslar yapıldı. Zaten bu camiden yapılan anonslar hiç bitmiyordu, geldiğimizden beri baska bir sey duymadım sanki. Farzana teyze "yine bir kız, bu hiç iyi değil" dedi, bunun üzerine hemen sordum, " bu anonslar ne anonsları?" Tahir amca yuzundeki buyuk memnuniyetsizlikle yerinden kalkip bahcedeki güllere doğru yöneldi, o güllere bakıyormuş gibi yaparken Farzana teyze " açmayalım bu konuyu" der gibi baktı bana, geldigimden beri hissettiğim o ağır his yine kendini hissettirmeye başlamıştı.  Nedenini bilmediğim bu ağır his artık yavaş yavaş miğdemi bulandırıyordu, yemeklerin degisikligindendir diye düşündüm. Hemen konuyu değiştirdik bir 15 dk daha kalıp Zoenin acıkması üzerine kalkıp eve geçtik. 
 
Eve geçtiğimizde kapının önünde en az 20 kişi bekliyordu. Yalnız hepsi erkekti, yanımdakiler hemen butun yüzlerini kapattılar, Aly yüzümü kapatmam ve hemen içeri geçmem gerektiğini söyledi. Her tarafımı yanımdakiler gibi kapattım, adım attığım yeri zor görüyordum, acele ile içeri ön oturma odasına geçtik, hizmetliler de bekleyenleri arkadaki buyuk salona aldılar. Meğerse bunlar Aly'lerin arazilerinden bazılarına talip olan adamlarımış. Aly gidip hepsi ile teker teker konuşup kim ne istiyor ne teklif ediyor öğrenip sonra gelip annesine iletti. Bizimle oturan annesi satılacak arazisinin olmadıgını iletmesini isteyip adamları göndermesini söyledi. Aly gidip hepsini gonderip iki dakika sonra yanımıza geldi. 

 Dün aksam kayınvalidemin ayağını ovam kızlar yine gelip annesinin ayaklarını ovdular. Yalnız ovam filan degildi bu, masajda degildi elleri ile bastırıyorlar, ayak parmaklarını cekistiriyorlardi. Masaj teknikleri gercekten cok garipti. Ben onları izlerken kayınvalidem anlatmaya başladı. Bu iki kız kardeşin bir de ablaları vardı. Biraz eli iste gözü oynaşta olan bir kız.kayinvalidemin evine ilk 4 yasında iken gelmiş, yalnız hep Amangarda kalmış, babaları zalim, kızlarını para karşılığında evlendirmeye çalışan bir adammış, 5 yıl once bir adamın "gel seni babandan kurtaricam, istediğin herseyi alıcam, tatile cikarticam"lafına kanip gitmiş, tecavüz edilip boğularak öldürülmüş. Aly "bana ellerinde ablalarının polis tarafından çekilen ölü fotografı ile geldiler"diyincr küçük olanı göğüsünden fotografı çıkarttı, bana uzatirken gördüğüm fotograf karşısında fenalaştim, banyoya koşup kusmaya başladım. O beni rahatsız eden his buydu, çok daha güçlü bir sekilde gelip tamamıyle benliğimi sarstı. O kucuk kızın o fotograf ile surekli dolaşmasını aklım almiyordu. Banyodan döndüğümde, Aly "güçlü olmalısın, sen bir Patan ile evlisin, bu tür seyleri maalesef surekli duyacaksın burada" dedi. Annesi anlatmaya devam etti, ablalarını öldüren adam 1 yıl hapis yattıktan sonra ailenin davayı takip edicek parası olmadıgından serbest bırakıldığını söyleyince annesine öfke ile "neden para vermediğini sorduğumda sonradan haberleri oldugunu ve adamı bulamadıklarını söylediler. Annesinin ne kadar üzüldüğünü görünce sert çıkışımdan dolayı ozur diledim, annesi gülümseyerek "annem de senin gibiydi, amangarin kadınlarına sahip çıkması ile taninirdi, cok sey değiştirdi ama Tamamıyle değiştirmedi herseyi" dedi yüzünde anlamlı bir ifade ile. 
 
Kızlar yemek yemeğe evlerine gittiklerinde islamabad takı korumaların bir tanesinin eşi 18 günlük bebeği ile eve geldi. Kendi elleri ile aksam yemeğimizi hazırlamış, bana bilezikler almış, hediye etti ayağımın ucuna oturup ayağımı öpmeye kalktı. Artık hepten duygusallasmaya başlamıştım. Gözlerim dolmaya başladı, kadını durdumdum, bebeği icin para verdim, bizimle yemek yemesini söyledim, annesi "bizimle yemez,yiyemez, töreye karsi" dedi. Biraz otursun sonra yemek yeriz dedim, annesi konuşurken surekli beni izliyordu, buyuk bir gülümseme e heyecanla bana bakıyordu. Gerçi gelen herkes öyleydi, o kadar degisik geliyordum ki onlara, bana bakarken gözlerini yakaladığımda utanıp gelişerek yere bakıyorlardı hemen. Gittiklerinde yemeklerini yedik, herseyi cok guzel yapmıştı, annesi " buyuk bir sevgi ile yapmış belli" dedi. 

Yemek bittikten sonra iki kız kardeş tekrar geldiler, annesine olan biten herseyi anlatmaya başladılar, herseyden haberdar ettikten sonra annesi büyük olan kız kardeşin ( 16 yasında bir kız) hikayesini anlatmaya başladı. Babası bu kızı 3 kere para karşılığında evlendirmişti, su anda 62 yasında bir adam ile evli idi, 3 yaşında bir kızı oldugunu duyduğumda inanamadım, nasıl olur??? Bu kız daha 18 yasında bile degil! Sevmediği 3 farklı adamla 3 farklı evlilik, 3 yasında bir kız! Allahım ben neler duyuyorum, nasıl bir dünyada yasıyorum! Nasıl ya nasıl! Aklımda duyduklarımı yüreğimi rahatlatmak icin evirip çevirip normallestirmeye çalışıyorum olmuyor! Boğazim düğüm düğüm. Turkiye de olsa bu kız simdi bizim ayaklarımızı olmak yerine yattığı yerde twittera " yine yalnızım, yattığım yerden tavana bakıyorum" twitleri atıyor, ertesi gun icin sacını nasıl yapacagını planlıyor olurdu ya nasıl! Icimde isyan zincirleri coktan kopmuştu yalnız ben bir sey yapamıyordum. Allahiiiiiim! Nasıl bir dünya bu boyle bu nasıl adalet? Ne günahı var bu kızın daha 16 yasına yeni basmış. Offfffff offff! Hemen annesine " bu kızları neden islamabad takı eve almadığını sordum. Ikinci evliliğinden sonra aldığını yalnız babasının gelip tekrar evlendirmek icin kaçırttigini söyledi, sonra biraz durup "hangi birini kurtariyim? Hangi birine yetişeyim? Bütün koyun kızlarını islamabada taşıyamiyirum iste" diyince bu konu üstünde oturup baya bir düşündüğünü gördüm, sustum;haklıydı. Hangi birine yetişeceksin???

Yatağıma yattığımda uyuyamadim,o üstündeki ağır his artık büyük bir karabasana dönüşmüştü, burada  acı çeken kızlarla birleşip bağırmaya çalışsamda sesimizi duyuramayacak olmamızın ağırlığı çok büyüktü. 

Büyük bir acı ile paylaşıyorum bu fotografı. Soldaki yavru ağız çarşaf ile kapanmış kız 16 yasında olan 3 kere evlenmiş kız, beyazlı olan ise kız kardeşi, en öndeki oğlan ise en küçük kardeşleri

Paylas