15 Mart 2014 Cumartesi

Pakistan 3. Gün

Dünkü yazımda bazı sorularınızın gözümden kaçtığını fark ettim. En cok sorulandan bir tanesi "neden bu kadar koruma?" Aslında Aly'nin aile durumu bunu açıklıyor yalnız korumayı arttıran bazı nedenlerden bahsetmedim. 
 Aly nin annesi İslamabad ta en fazla 3 ay geçiriyor. Yılın diger kalan kısmında ya bizimle Londra'da, ya abisi ile Sudi Arabistan ( abisi işi nedeni ile orada kalıyor) ya da Aly'nin ablası ile America ( ablası orada ) da kalıyor. Aile iyi tanınan bir aile oldugu ve evin bos olunduğu bilindiğinden hırsız ve eşkıya guruplarının genel hedefi. Biz burda olduğumuzda koruma arttırılıyor. Odamızda kadın korumalar var ki onlar fotograflarını çektirmiyorlar. Sadece erkek korumaların fotograflarını, yardımcı ve ninelerin fotograflarını çekip paylasabiliyorum. 
Halı vakti yerinde olan ailelerin kadınlarının surekli kaçırılmaya çalışıldığı bir yerdeyiz. Para alabilmek için kaçırılan pek cok ailenin kızları, gelinleri var. Özellikle açık tenli kişileri gördüklerinde daha bir aska gelip evlerini hedef haline getiriyorlar. 

 Ikinci büyük bir unsur ise İmran Khan'in komşuları oluşu. Evi terörist gruplar ve karsi partinin adamları tarafından saldırıya uğruyor, buyuk bir koruma ekibi oldugundan su ana kadar kimse bir sey yapamamış tabii ama çok huzursuz ediyor tabii. 
 Bir diger komşuları da Pervaiz Musharraf'in kız kardeşi. Onların evine pek saldırı olmasa da arada bir yoklanan yerlerden. 

Gelelim neler yaptığımıza. Dün akşam tepelerin icine kaçınmış eski templelarin içine yapılmış bir restauranta gittik, evden çıkmadan once Zoe'yi unutamadım, tam uyuma zamanı idi yalnız geç kalıyorduk. Bakıcıları nasıl uyuttugumu gördüklerini, kendilerinin uyutabileceklerini söylediler. Bizde apar topar çıktık. Arabada Aly şoförün yanına oturur diye düşünüyordum ki birden ön koltuğa tüfekli bir korumanın bindiğini görünce tepem attı. Buraya ilk vardığımda tüfekli korumaların oldugunu bilerek geldim. Annem ile babam benden one gelip burada kalmışlardı. Ne ile karşılaşacağımı biliyordum, yalnız her adım attığınız yerde tüfekli adamların yanınızda olması acaip etkiliyor insanı. Belli bir noktadan sonra tüfeği elinden alıp kovalayasiniz geliyor adamları. Meğerse bu eşkıya( eşkıya diyip duruyorum cünkü tam türkce karşılığı bu, terörist değiller, burda da eşkıya deniliyor bu tür insanlara) geceleri arabaları bildiklerinden bir anda yolları kapatıp arabanın önünü kesip milleti kaçırmıyorlarmış. Şehrin göbeğine inince sorun yok yalnız oraya varana kadar olan 20 dk mesafede yollar bozuk ve hiç sokak ışığı yok. Sehrin göbeğinde bile sadece bir kaç ana sokakta yol ışıklandırılmış. Akşamları sokakta hiç kadın göremiyorsunuz. Hava kararmaya başlayınca hepsi yok oluyor. Gerçi gündüz de pek kadın yok ortalıkta. Her her adam kaynıyor. Bunu yazarken bir gülesim geldi ama durum vaziyet bundan ibaret. 

 Yemeğe gittiğimiz yer çok şık, çok hoş bir yerdi. Bol tütsü kokuyordu, onun dışında sanki Londra'da guzel bir restauranta gitmişim gibi geldi, hiç yadırganmadım. Yalnız yemeğin yarısına bile gelmemişken telefon geldi, Zoe'yi unutamadıklarını, ben ve Alynin fotografını elinde taşıyıp ağladığını söylediler. Apar topar kalkalım istedim tabii ama yemekte olduğunuz kişiler pek hoş karşılamayacak tipten insanlardı. Yine de benim cok rahatsız oldugunu gören Aly yemeğini çabucak bitirip tatlıya kalamayacağımızi söyleyip hemen kalkmamızı sağladı. Son hızla eve vardık. Zoe yi görür görmez kucakladım, Alyı de görünce kapının önünde kucağımda uyumaya başladı. Zoe bugüne kadar bensiz uyumadı. O yüzden bırakıp gittik sandı herhalde. Cok üzüldüm. Butun gece ara ara kalkıp yanında olup olmadığımı kontrol etti küçük hanım, beni yanında görür görmez tekrar uyumaya başladı. 
 Sabah gec kalktık, dışarıya alışverişe öğle yemeğine filan çıktık. Rahat ve yavaş geçirdiğimiz huzurlu bir gun oldu. Zoe nin dadisina makyaj yaptım çıkmadan once, bütün gün gülümseyip durdu kadıncağız yalnız utandığından fotografını cekemedik:) 
 Geldiginden beri inanılmaz bir sevgi ile karşıladılar beni, onca korumaya, tüfek ve tabancaya rağmen cok ama cok huzurluyum. Havası da suyu da iyi geldi şimdilik bir de yemeklere alısabilsem başka bir şey istemem...
  Yarın görüşmek üzere. 
 Dün akşam yemek yediğimiz yer 
Dün bahsettigin bizim icin süslenen dış kapı 
Coco2 iyice açılmaya bizimle oynamaya başladı. Buraya geldiginde cok çekingenl, zayıf ve korkak bir köpekti. Simdi hoplayip zipliyor bile 

14 Mart 2014 Cuma

Pakistan gün 2

Birinci gun benim ve Zoe nin bolca dinlenmesi ile gecti. Sabah yerel saat ile 7.30 ta İslamabad' a vardık. Alynin ailesi burada yaşıyor, annesi babasının vefatından sonra ( biz evlendikten 1 ay sonra babasını kaybettik) islamabad takı evlerini bırakmadı. Alyler Pakistanli değiller. Onceden Afganistan'a ait olan sonradan Pakistan'a verilen Peshawar sehrindenler. Bu sehirden olan kişilere verilen isim ise Patan, Patanlar Pushto dilini konuşuyorlar. Baba tarafı da anne tarafı da tanınmış aileler. Annesinin tarafı Yunan asıllı, annesinin babası aşiret ağası gibi bir sey Türkce de karşılığı olan kelimeyi tam olarak bilemiyorum, Annesi Hanim ağa diyeyim ben size. Annesinin annesi Yunan, annesi Yunanistan'da doğup orada babasından ayrı büyüyüp sonradan Pakistan'a gelmiş. Aly nin babası ile tanısip evlenmiş. Aslen hristiyan olarak yetiştirilmiş ve sonradan Müslüman olmuş,  Babası tarafı da politik ve askeri liderlerden oluşan tanınmış bir aile.  
 Şimdilik şehirdeki malikine de kalıyoruz. Önümüzdeki hafta köydeki evlerine geçicegiz. Köydeki evleri Amangar sehrinde. Babası ve dedelerinin mezarlığı o arazi icinde. 
 Hiç bir açıklama yapmadan fotoğrafları paylaşmaya başladım kafanız karıştı biliyorum. O yüzden bu ufak bir açıklama yazısı olsun. 

Dün eve vardığımızda neye uğradığımızı şaşırdık. Evin butun çalışanları dış kapıda sıraya girmiş bizi karşılamak icin bekliyorlardı. Her tarafı süslemişler. Dış kapıdan eve giden yolun tamamında arabanın yanından yürüyüp üstümüze taze gul yaprakları ve simli süsler attılar. Her yerde " hoş geldiniz" pankartları asılmış bazı duvarları boyamışlardi hatta. Pankartları kaldırdılar o kargaşa da Forograflarini da çekemedim. Yalnız duvardaki yazılar duruyor, eksik ingilizce ile yazılmış ama olsun:) ben cok beğendim. Buraya fotografları alt alta koyabiliyorum. Siz neyin ne oldugunu anlarsınız zaten. 

 Zoe yi merak ettiniz bu arada biliyorum :) Zoe hayatından oldukça memnun, cok eğleniyor ve cok mutlu. Bir tane ninesi ve bir tane de yardımcısı var. Geldiginden beri kızıma doğru dürüst sarılamadım bile diyebilirim. Gelen giden cok oluyor, yapmam gereken pek cok vazife var. Yarın vakit bulup kızımla zaman geçiririm inşallah diye düşünüyorum. 

Hergun buraya yazıp sizi haberdar edicegim. Forograf ve videoları da instagramdan paylaşırım. Simdi aksam yemeğine davetliyiz, oraya gidiyoruz. Migdem allak bullak yemeklere alışamadım ama cok lezzetliler o ayrı:) yarın görüşmek uzere... 
1.gün

2.Gün sert sütlü çay ( krema ve bolca çay ile yapılan çay. 2 bardaktan fazla icinde fena çarpıntı yapıyor ama çok güzel bir tadı var) 
2.gün 

Zoe Coco'yu çok özlüyor diye bir tane daha köpek aldılar eve. Güvenlik köpeği olarak eğitilecek biz gittikten sonra. 

Imla hataları varsa lütfen kusuruma bakmayın, yazıyı telefonumdan yazıyorum. 

Yarın görüşürüz...

Pakistan'da bir Turk kızı
LBTK 
Bu gadget'ta bir hata oluştu