Videolar

Loading...

11 Eylül 2014 Perşembe

Alırsın bir korse olursun Beyoncé (waist training)

Ne zamandir yazicam şu korse işini, biliyorum bekliyorsunuz yalnız duzenli denemedigim için yazmaktan çekindim. 

Biz sabırsız kadınlar olduğumuzdan ( ne sizi bekletemiyecegim artık ne de kendimi) başlangıç yazısı yazmaya karar verdim. 

Yazıma başlamadan önce bir kaç şeye dikkatinizi çekmek isterim:

1- Hiç bir firma ile calışma içerinde değilim, tanıtım- reklam yapmıyorum. Kendi aldığım korseyi kendi paramla aldığım, aldığım yerin kim olduğumdan haberi bile yok. 

2- Kimseyi Korse kullanması için teşvik etmiyorum, önermiyorum ya da kullanmayın diye de uyarmıyorum, yazımı okuyup bitirdikten sonra ne yapmak isterseniz onu yapın beni alakadar etmez! Ciddiyim! Ben sadece bilgilerimi paylaşıyorum. 

3- Bu korseleri kilo vermek icin kullanmayı denemeyin, kilo vermek için mutlaka spor yapıp yediklerinize dikkat edin! Bu korse popunuzu eritmez güzellerim! 



 Şimdi gelelim korse hikayemize. Bundan bir sene önce instagramda görmeye başladım bu korseleri, kullananları ve sonuçları paylaştıkları fotografları. Sonra teker teker ünlülerin paylaştıkları fotografları görmeye başladım, Nicki Minaj, Kardashian kardeşler ve daha bir çok isim. Hiç kimseden bir şikayet ya da facia haberi görmedim internette. Kimse "ben bu korseyi taktım belim koptu, kemiğim kırıldı, canım cok acıdı " gibi bir paylaşımda bulunmamıştı. Üstünde baya bir araştırma yaptım. Victorian zamanındaki kadınların asıl kıyafetleri düzgün dursun diye kullanmaları gerekirken bu korseleri yatarken bile taktıklarına kadar, hatta bu korseleri cinsel ilişkiye girerken bile çıkartmadıklarını ve daha çok zevk aldıklarını bile öğrendim. ( nefes alıp vermek biraz kısıtlandığından zevk seviyesi daha yüksek oluyor , denedin mi diye sormayın cevap alamazsınız! :D) 

 Bu korseler belde incelme görmek için günde en az 5-6 saat takılmalı ki bir işe yarasın. Işin güzel tarafı korseyi taktıktan sonra miğdeyi sıktığı için bir şey yiyip içermemeniz. Çoğu kadın akşam üstü 4-6 arası yaptıgı atıştırmalar yüzünden kilo aldığından "tehlikeli saatler" olarak adlandırılan bu saatlerde korseyi takıyor ki birşey yiyip içmesin. Yani rahat rahat yiyemeceğiniz için sizi otomatik frenliyor. Bu şekilde sadece 2 saat kullanarak  bile kilo vermeniz söz konusu. 

Şu ana kadar okuduklarınız kulağa güzel geliyor farkındayım yalnız bir sürü sağlık riski de var. Bel kaslarınızı tembelleştırıyor. Tabii bu da zaman içinde bel sorunlarına yol açabiliyor. Kasları kullanamadığınız için kaslarınız zayıflıyor ve korse olmadıgı zaman bele binen ağırlık ile başa çıkamayıp bel ağrılarına, fıtık gibi sorunlara yol açabiliyor. Buna çözüm olarak ta sadece uyurken korsenizi kullanabilirsiniz. Tabii bu sefer de korseyi cok fazla sıkmayarak kullanmalısınız ki gecenin bir vakti panik icinde "nefes alamıyorum" diye uyanıp butun uykunuzu rezil etmeyin. Tabii bir de istisna olup uyanamamak ta var aman aman! Çok dikkatli olunmalı çoook! Şimdi biraz korkmaya başlamış olabilirsiniz yalnız şu ana kadar korseden ölen bir vaka yok. Azar azar takarak başlayıp tüm aksam kullanmaya da geçebilirsiniz ne kadar rahat edeceğinize bağlı. 


 Tek sağlık sorunu bel ile alakalı değil. Aynı zamanda iç organlarınız da yer değiştireceği için yavaş yavaş vücudunuzu alıştırmalısınız. Hemen 1 ay içerisinde bir mucize gerçekleştirmek için bütün gücünüzle korseyi sıkabildiğiniz kadar sıkarsanız kaburga kemiklerinizi bile kırma ihtimaliniz var! Tekrar altını çizerek yazıyorum kullanıcaksanız vücudu yavaş yavaş alıştırarak kullanmalısınız! 

Bütün bu uyarılara rağmen hala korse istiyorsanız korsenizi alırken nelere dikkat etmelisiniz ona geçelim. 
 
1- En önemli madde korseniz "Steel Boned" olmalı, yani metal korse olmalı. Hiç bir şekilde eğilip bükülmemeli. Yoksa oturduğunuzda, eğilmeye kalktığınızda kırılıp batar, canınızı acıtır, size zarar verir vs vs. 

2- Kumaşın kalitesi önemli. Kaliteli kumaşdan olan bir korse daha dayanıklı olur. Eğer kumaşta potluk varsa elinizdeki korseyi bırakıp kaçın hemen. Topuklu ayakkabı bile giyiyorsanız kaçın çünkü metal kırılırsa kumaş hemen yırtılır ve kendi kendiniz pıçaklamış olursunuz. Şaka bir yana bu aynı zamanda korsenizin çakma, kalitesiz bir korse oldugunu gösterir. 

3- Korseniz ön taraftan metal geçirmeli olmalı. Buna "Steel Busk" deniliyor. Çıt çit gibi yalnız geçirmeli. Kesinlikle çıt çıtlı ya da fermuarlı korse almamalısınız. Bu tür korseler daha dayanıklı, çıt çıtı atmaz, fermuarı kopmaz. 

4- Korsenizin arka tarafı bağcıklı olmalı ki beliniz inceldikce ona göre tekrar ayarlanabilsin. Gereken yerleri daha cok sıkıp gerekmeyen yerleri daha geniş bırakabilin. Herkesin vücudu aynı olmadıgından bu tür korseler daha mantıklı, daha sağlıklı ve daha kaliteli. 

5- Korsenizi internetten alicaksanız gercek bir modelin üstünde fotografları olmalı ve pek cok açıdan fotograf görebilmelisiniz. Tek bir fotografa aldanıp alisveris yapmayın sonu hüsran olmasın. Ucuz değiller!  

 Gelelim fiyatlarına... 150 dolar- 75 Pound tan daha ucuz bir şey almayı aklınızdan bile geçirmeyin. Hatta üstünüze göre yaptırırsanız çok daha iyi tabii bu daha da fiyatlı olur. Custom made bir şey yaptıracaksınız 400 dolardan aşağı olmaz. Ben denemek için aldığımdan hazır aldım iş gerçektenciddiyete binerse Custom made yaptırırım tabii ki. 

Son olarak ta nereden nasıl aldığıma gelelim... 
www.corsets-uk.com diye bir siteden aldım.  Korsenizi alırken vücudunuzu ölçüp beliniz kaç santim, göğüs, kalça kaç santim bulup sonra o cm sonucu Google sayesinde inch birimine cevirip bedeninize uygun olanı bulacaksınız. Aynı zamanda bel kısmınızın uzunluğunu da ölçün. Benim boyum 1.71cm, belim uzun ve ona göre korsemin siparişini verdim. Sayfaya ilk girdiğinizde sol tarafta ölçülerinizi yazıyorsunuz ve çıkan sonuclardan beğendiğinizi alıyorsunuz. Tabii sayfada "waist training" için olan bölüme girmelisiniz. Diğer korseler farklı amaçlı, gözünüz dönüp yanlış şeyler almayın. 

Bu sayfayı beğenmediyseniz Google a "waist training corset" yazıp çıkan diger sayfalardan da alışverişinizi yapabilirsiniz.

Benim şu ana kadarki deneyimim biraz yetersiz. Toplam 3 kere kullandım. Ilk iki seferde 2 saat 3. seferde ise 30 dk kullandım. Kıpır kıpır olduğumdan daraldım. Yenilmedim, akşamları denemeye devam edeceğim. 

Sizi seven LBTK...
Xoxo 




5 Eylül 2014 Cuma

Kırmızı ruj

Merhabalar, 

Dün aksam arkadaşlarımızla buluşmak için hazırlanırken makyaj çantamda ilk karşıma çıkan Mac Riri Woo ruju oldu. Ne zamandan beri kullanmadığımı fark ettim. Yeni tatilden geldim ve hala bronzum, bronzken de bu ruju hiç kullanmamıştım. Gerçekten çok içimden geldi ve hakkını vermeliydim. Ten makyajı da super olmalıydı ki ruju daha bir ön plana çıkartabileyim. Aynı zamanda gözlerde ağır eyeliner kullanırsam hepten ağır kışlık gece makyajı gibi bir makyaj çıkacaktı o yüzden eyeliner seçiminde de dikkatli olmalıydım. 



 Makyajıma cildimi Benefit'in Yüz nemlendiricisi ile başladım. Ardından son zamanlarda favorim olan Bare Minirals'ın primerini kullandım. Bu primeri tavsiye ediyorum mutlaka denenmeli! 

 Fondoten olarak yine son 3 aydır vazgeçemedigim Benefit Oxygen Wow beige renkli fondotenini ellerimle uyguladım. Bu fondoten gercekten harika, gerek renk acısından gerek cildin hava alması acısından mükemmel bir fondoten. Uyguladıktan sonra renk değiştirmiyor, degisime uyarmıyor, ağırlık hissi yok ve herkese tavsiye ediyorum. Kullanan herkes oldukca memnun. Denedikten sonra vazgecemeyeceginizi bilin. 

Göz altlarımı ve kapatmam gereken yerleri artik benimle özleşen Benefit Erase Paste ile kapattıktan sonra golgelendirme işlemimi Sleek Highlighter Pen'in en koyu rengi ile yaptım. Eyeliner olarak Loreal Hazel Eyes Luminizer eyelineri kullanıp kirpiklerime de Benefit They're Real maskarasını uyguladım 
 
Krem ve likit ürünlerle işim bittikten sonra yaptıklarımı sabitlemem gerekiyordu. Butun yüzümü Channel Les Beiges pudrasi ile sabitledikten sonra yine benimle özleşen Benefit Hoola ile yaptıgım gölgelerin üstünden geçtim. 

 Gözlerde baz olarak Benefitin göz bazını kullandıktan sonra Urban Decay Oz paletimden illusion rengini tüm goz kapağıma kullandıktan sonra Naked 3 paletimden Nooner rengi ile golgelendirmeyi yaptım. 

 Kaşlarım için Rimmel den Hazel renkli (asla vazgeçmem!) kaş kalemimi  kullandım ve Laura Mercier Secret Concealer kapatici ile çevrelerinden geçip belirginleştirdim. 

  Dudaklar için No7'in Fire isimli kırmızı dudak kalemini kullanıp üstüne MAC RiriWoo sürdüm ve yine Laura Mercier ile çevresinden geçip hem belirginleştirdim hem de daha düz bir görüntü elde ettim. Dudak üstümde ki V yi belirginlestirmeme ise ten rengi kalem yardımcı oldu. 

Makyajdan baska neler var? 





Üstünde Zara dan yeni aldığım Sweaterim vardı. Görür görmez beni güldürmeyi başardığı için aldım. Siyah bir Sweaterim olsun istiyordum zaten, tam da denk geldi. Tatildeyken İnstagrama koyduğum bir fotografın altına yapılan ve beni cok güldüren bir yorumu hatırlattı bana. Aramızda bir şaka olarak kaldi o yorum. Bu sweater ile bir nevi olumsuzlestirdigime inanıyorum. 

Yemek için Flames Yunan Restaurantına gittik. Menü her ne kadar onlar "Yunan" diye ısrar etse de "Türk" yemekleri ile dolu oldugundan ve onları Türk Restaurantından başka bir yerde yemiyecegimdeb ilgimi çeken tek şey Ahtapot oldu. Yemeğim geldiginde ahtapotun yanındaki salatanın zeytin yağına bulanmış oldugunu fark ettim. " çok fazla zeytin yağı var" dediğinde "e bu Yunan Mutfağı" cevabını aldığımda kavga çıkacaktı ki yine Zoe yanımda oldugundan dilimi tuttum. Normalde kolay kolay çıkmayan Mac RiriWoo bu zeytinyağı bolluğunda peçeteme akıp gidiyordu. Halbuki ben Arap yağı bol bulmuş... diye başlayan bir atasözü biliyordum, bunun Yunanlar için de uygulandığını sanmamıştım. Neyse ki rujum yanımdaydı, tazeleyebildim yoksa bu ayrı bir tartışma sebebi olabilirdi. 



 Ahtapotun tadı güzeldi, yiğidi öldürdük hakkını yemiyelim bari. Biraz daha ahtapot olsaydı daha memnun olurdum. Tabağımda gerçekten azıcık bir şey vardı. Bir daha gider miyim aynı yere? Maalesef nayır! Benim icin geceyi guzel kılan seyler sizin instagramdaki beğenileriniz ve arkadaşımla geçirdiğim güzel zamandı. 

31 Ağustos 2014 Pazar

Lancome Galateis Douceur Face & Eyes


  Dün akşam bir şişe daha bitirdim. İnstagrama fotografını koyduğum anda pek çok sorunuz olduğunu gördüğümden hemen düşüncelerimi buraya yazmaya karar verdim. 

 Lancome'un bu ürününü ben lise 2. Sınıftan beri kullanıyorum. Üniversite yıllarımın ikinci senesine kadar da baska ürün kullanmadım diyebilirim. Hep elimin gittiği hep memnun kaldığım bir ürün. 

  Ben bu ürünü makyajımı çıkartmak için kullanıyorum. Oldukça kolay bir kullanımı var. Pompası ile elimin üstüne sıkıp ( popoyi açılı tutup 2 kere sıktığınızda kalp isareti yapabiliyorsunuz ki sevdiğim arkadaşlarımla makyajınızı çıkarttığınızdan hep yaparım) sonra pamuk ile elimdeki ürünü alıp yüzüme uyguluyorum. Bunu yapmamin sebebi ise pamuğuma ürünün daha geniş yayılmasını sağlamak. 

 Suya dayanıklı, çıkarması zor ürünleri bile büyük rahatlıkla çıkartıyor. Aynı zamanda guzel nemlendiriyor. Ara ara yüzümde sivilcelenme yapabiliyor böyle zamanlarda makyajımı çıkarttıktan sonra yüzümü yıkıyorum. Böylece sivilcelenmeyi durdurmuş oluyorum. Eğer yüzümde yıkadıktan sonra kuru bir his varsa tekrar ince bir sekilde yüzüme sürüp ( gece kremi gibi) uyuyorum. 

  Bu ürünü sabahları hiç kullanmadım. Ihtiyaç da duymadım. Yalnız güzellik rutinimin demirbaş ürünlerinden biri. Hic bir zaman kullanmaya çekinmem. 

  Paraben icerik içermediği konusunda bir araştırma yapmadım. Hep memnun kaldığım ve Lancome a güvendiğim içinde araştırma yapma ihtiyacı duymadım. 

 Bir sonraki şişemi annemlerin Londra ziyaretine kadar bekleyeceğim çünkü Duty Freelerde çok güzel kampanyaları oluyor. 

LBTK




24 Ağustos 2014 Pazar

Fethiye' de Kahvaltı

 Gecen sene de tatile Fethiye'ye gelmiştim. Yalnız bu sene buralari daha iyi bildigim icin daha keyifli bir tatil geçirdim. 


Bu manzaraya aşığım. Ozsut Fethiye de çok güzel bir manzaraya sahip. Denize karşı 4 kişilik bir köşesi var ve o köşe benim köşem. Çoğunlukla kahvaltılarımı " huzur köşesi" olarak adlandırdığım o köşe de yaptım. Garsonlar hep güler yüzlü ve oldukca yardımcılardı. Gerçekten her gidişimde ben de misafirlerimde oturduğumuz yerden kalkmakta zorlandık.  "Burda bütün gün kalabilirim" her gidenin ağzından süzülen sözcükler. 
 


 Deniz manzarasına bir de guzel, ferah esinti eklenince kahvaltı icin mükemmel bir mekan olarak beyninize kazındı. 

Fethiye'ye yolunuz düşerse Özsüt'un bu manzarasını  ve benim "huzur köşem" de keyif yapmayı unutmayın. 

Xoxo 
LBTK 

5 Ağustos 2014 Salı

FLORMAR'DAN CEVAP GELDI

Merhabalar,


 Cuma gunu sikayet amacli paylastigim ve flormari etiketledigim fotograf hakkinda Flormar geri donus yapti ve telefonda detayli bir sekilde konustuk. 


 Musteri hizmetlerinden arayan yetkili yasadigim problemleri detayli bir sekilde ogrenmek istedi. Magazalarina ilk gittigimde maskara bazi istedigimi, satis elemaninin “oyle bir urunumuz yok” demesi uzerine standa goz attigimda  urunu buldugumu ve kendisine “ burda varmis, stokta mi kalmadi acaba” dedigimi ve elemanin sinirlenip hayatimda hic karsilasmadigim bir bakisla baktigini ve cok rahatsiz oldugumu ilettim. Bu bakisin ardindan dolaplari rastgele acip kapattigindan ve sinirli bir sekilde “hayir yok” diyip beni oradan kovarcasina bir tutum sergilediginden bahsettim. Bu tutumun ardindan “ herhalde sininirleri bozuk, kim bilir ne oldu” diye bu olayin ustunde durmadigimdan ve iki gun sonra standa tekrar gittigimde renksiz oje aradigimi, ayni satis elemani ile karsilastigimi ve renksiz oje aradigimi soyledigimde “elimizde kalmadi” diyerek yine 7 sulaleme hizmet veriyormuscasina attigi bakislardan rahatsiz oldugumdan fazla ustelemeden ayrildigimi dile getirdim. Ucuncu ve son sefer babamla beraber standi ziyaret ettigimizi , bir guzellik salonu sahibi arkadasim icin oje kurutucu spray aradigimi aradigimi soyledigimi ve bu sefer hem babami hem de beni tersledigi icin sinirlenip “ sizi sikayet edicegim” diye belirtip fotografini cektigimi  ve paylasimi yaptigimi ayni zamanda firmada ne kadar calistigini sordugumda alisveris merkezindeki standlari acildigindan beri calistigini kidemli bir eleman oldugunu belirtttigini ilettim. Tamamiyle her noktada hakli oldugumu ve boyle bir sey yasadigim icin firma olarak cok uzgun olduklarini belirttiler. 
 Konusmamizda benim icin cok onemli olan ilk unsurun, elemanlarinin kovulmayacagini yalniz gereken uyarilarin yapildiginin teyidini aldim. 


 Sizlerin sikayetlerinden de bahsettim. Aseton yerine tonik, goz kalemi yerine kas kalemi verildiginden ve bana gelen diger benzeri sikayetlerden bahsedip egitim verilip verilmedigini sordugumda bana iyi bir egitim verildiginden ilk once oryantaston egitimi verildiginden sonra makyaj egitimi, urun egitimi gibi ara egitimlerin siklikla verildigini bu konuda icimin rahat olmasi gerektigini bahsettiler. Bunun uzerine egitim verildigine dair hem onlarin uzerinden suphe kalkmasi icin hem de diger bloggerlarin “ biz cok sikayet ettik ancak kimse geri donus yapmiyor” denildigi icin bunun da aksinin kanitlanmasinin iyi olacagini dusundugumu, egitim verildigi hakkinda bana yazili donus yapmalarini ve bunu blogumda paylasmak istedigimi rica ettigimde prensip olarak bunu yapamayacaklarini, bu ifadelerini yazili olarak veremeyeceklerini belirttiler. Firma yetkilisi ile aramda gecen bu konusmayi yorumsuz olarak size aktariyorum ve ciddi olan bana gecikmeksizin donus yapan bu saygin firmanin elemanlarina egitim verdigi konusundaki sozlu teyitlerinden ben tatmin oldum. Bu konuda baska satis noktalarinda karsilacaginiz benzer olaylarda egitim konusunu sizin de sorgulama hakkinizi kulanmanin size ait oldugunu hatirlatarak’, gerektiginde sizin de firmaya bildirmenizi ve boylece firmaya da verdigi egitimlerin geri donusunu kontrol etme sansinizi vereceginizi belirtiyorum.


XOXO 

LBTK


LBTK

XOXO

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Instagramda Paylastigim Flormar Fotografi

Merhabalar,

Cuma gunu Instagram hesabimda paylastigim fotograf iyi kotu cok ilgi gordu. Bu konuda herkese cevap veremedigim icin blogumda ufak bir aciklama yapmak, cevap vermek istedim. Dikkatimi ceken elestirilere madde madde cevap verecegim.

1- Elemanin gizli gizli fotografini cektin!

     Hayir, kadina odemeyi yapar yapmaz hala gozleri uzerimdeyken biraz ileri gecip fotografini cektim. Fotografini cektigimden haberdardi. Son anda kasaya dogru bakip bir seylerle mesgulmus havasi verdi. Zaten kameralarda vardir alisveris merkezinde. Bu konuda hic bir sikinti yok. Takipcilerim de zaten benim boyle gizli gizli bir sey yapicak bir kisilikte olmadigimi artik az cok bilirler, bu tur seyleri yazanlar da takipciden cok saldiriya gecmis internet magandalaridir diye dusunuyorum.


2- Bu yaptigin suc!

    Hayir, cunku ben bir kisiye saldirmiyorum. Asagaliyici bir konusma yapmiyorum. Ben bir firmaya tuketici hakkimi kullanarak firma hakkinda ve elemani hakkinda sikayette bulunuyorum ve bu sikayetime de gorsel ekliyorum. Eger Fotografin altinda yazdiklarimi iyice okuduysaniz baska sikayetlerimden de bahsediyorum. Bunun kisisel bir saldiri olarak lans edilmeye calisilmasi yine gerilimden hoslanan insanlarin ortaligi karistirmaya calismasi bu sekilde de hayatlarina renk kattiklarini dusunmelerinden baska bir sey degil benim kanimca.


3- Kadinin ekmek parasi ile oynadin!

Kadinin isten atilmasi ile ilgili bir istekte bulunmadim. Boyle bir sey olur mu olmaz mi bilmiyorum, hakkinda daha once cok fazla sikayet olmussa bu mumkun olur herhalde ama elemana ne olucagi tamamen is veren firmanin insifiyatine kalmistir.

Bir isten bir insan ciktigi zaman baska bir insan icin de is firsati cikmis olur yani yeni bir ekmek kapisi acilir ama en onemli olan hak edenin hak ettigi ekmek parasini kazanmasidir lutfen bunu da unutmayalim.


4- Para Nasil Kazanilir bilmiyorsun!

Beni takip eden birisi bunun dogru olmadigini bilir. Nasil calistigimi zaten gozlemliyorsunuz.  Ben parami kolay kazanmadigim icin bir urune para vericeksem dogru bir urune vermem gerektigini dusunuyorum. Sirf bir satici prim yapicak diye isime yaramayacak bir urune para verip sonra cope atacak kadar zengin degilim maalesef.


5- Yurtdisinda boyle birsey yapmaya cesaret edemezsin!


Asil orda daha rahat olur. Yurt disinda tuketici haklari ile ilgili kanunlar daha geniz ve kapsamli. Turkiye' de 1 Temmuz' da yaptigi son degisiklikler de Avrupayi ornek aldi. Insan hakkini ariyor diye kimse suclamaz tam tersin takdir edilir. Yalniz boyle bir sey olucagini sanmiyorum cunku Kozmetik satan elemanlar marka tarafindan egitim gordugunden musteriye gulumsemek gerektigi, kufur eder gibi bakmamak gerektigi ve en onemlisi urunler hakkinda egitim aliyor. Olaki boyle bir seyle yine de karsilasirsam da tazminatimi alirim.


6- Burnun cok havada herkesi kucumsuyorsun.

Yaptigim paylasimlardan bu kaniya nasil varildigini anlamiyorum. Hepinizle ilgilenmeye, cevap yetistirmeye calisiyorum, gulup eglenmemi icin bir platform yaratmaya calisiyorum ne zaman kimi assagaladigimi gordunuz de bu kaniya vardiniz? Bu kompleks dolu soylentiler hic hos degil. Bana saldiridan cok bastirilmis duygulari ortaya cikartan yorumlar bunlar. Cok uzucu. Umarim problemlerinizi halledip hayata farkli bir goz ile bakmayi basarabilirsiniz.


7- 31 Bin takipcin var diye burnun havaya kalkti. Bunlari bu yuzden yapiyorsun. Bu kadar insanl paylasiyorsun dogru degil.


    Hic bir takipcim olmasa da 100 Milyonun ustunde takipci sayim da olsa yine ayni seyi yaparim. hic bir sey fark etmiyor benim icin. Bu hesap benim kisisel hesabim. Her zaman istedigim, begendigim gerekli oldugunu dusundugum seyleri paylastim bundan sonra da paylasirim. Ayrica instagramda paylastigim hersey facebook ve twitter hesabimda da paylasiliyor o yuzden bu rakam cok daha fazla ki umarim daha cok insan gorur.
   
 
6- Begenmiyorsan Londra'ya geri don!


 Boyle sacma, ergen laflar gercekten sikti. Bu YA SEV, YA TERK ET tutumu ne kadar basit ve cahilce. Bu ULKE BENIM ULKEM! SEVERIM DE DUZELTMEYE DE CALISIRIM. Bunu da zaten sevdigim icin yapiyorum yoksa niye vakit kaybedeyim?



Iki gunden beri bu uzun suredir sikayet edilen konular hakkinda bir imza kampanyasi baslatmak icin dusunup tasiniyoruz. Cok yakinda bu imza kampayalari hakkinda bilgi ve link iceren bir paylasim yapicagim. Baskilar hic bir zaman beni yildirmadi. Bundan sonra da yildirmaz. Umarim yeterli bir aciklama olmustur. Baska deginmedigim konular ve bu postuma yorumlar vs olursa yazima tekrar ekleyip genisletirim.

Hepinizi cok seviyorum.
LBTK
XOXO

27 Haziran 2014 Cuma

Loreal Sun Kissed Jelly (Saç Rengi Açıcı)



Loreal'in Casting Serisinin son gözdesi Sun Kissed Jelly saçları zedelenmeden kalıcı olarak açmak için üretilmiş bir ürün. 

Saç rengini açan ürünleri daha once kullandım yalnız hepsi spray formunda, buram buram oryal kokan urunlerdi. Sun Kisses Jelly de bu kokuyu daha az hissediyorsunuz. Şeftaliye benzettigim meyvemsi, tatlı bir kokusu var. Daha once kullandığım ürünlere göre kokusu hoş. 

Ürün sadece 100 ml, ve tam sonucu elde etmek icin 4-5 kullanmanız gerekiyor. Benim saclarım gür ve uzun oldugundan 100ml olanı sadece 2 kere kullanabildim. 2 kere kullanmama rağmen bir degisiklik gördüm. Sun-Kissed Jelly saçında boya olmayanlar icin tavsiye ediliyor bunun nedeni de sacınızda boya varsa kullandığınız boyaya ve renge göre %100 degisiklik garantileyemenesinden kaynaklanıyor. Saçlarınızda koyu renk boya/ kına vs varsa uzak durun bence. 

 Saçlarında boya olmayan ve saçını zedelenmeden kalıcı olarak açmak isteyenler için ise güzel bir ürün. Ombre yaptırmak isteyen pek çok kişinin beğenerek kullanıcağı şimdiden kesin.

Saçınıza ıslak veya kuru iken uygulayabiliyorsunuz. Sonra saç kurutma makinesi ile kurutup saçınızda tüm gün bırakıyorsunuz. Hafta da 3-4 kere uygulayabilirsiniz. 

Uygulama ile ilgili videoyu http://youtu.be/KuSP0br5kgk bu linkten izleyebilirsiniz. 

Ben beğendim. Saçlarımda boya olmasaydı kesinlikle bir kac kere daha uygulayıp ombre etkisi yaratırdim. En kısa zamanda deneyebilmenizi diliyorum 

10 Haziran 2014 Salı

Yeni Tatlar


Yemek konusunda da pek cok seyde oldugu gibi genis bir tat paletine sahibiz. Her seyi deneyebilen bir insanim. Siz de yeni tatların peşindeyseniz bu paylasimimi oldukca begeniceksiniz.

Buz dolabimdaki yiyeceklerin cope gitmesinden hic hoslanmiyorum. Haram, Gunah laflari cocukken beynime iyice yerlesmis, kolay kolay cope atamam. 






Malzemelerim 

Yarim bal kabagi ( Squash), 

2 Kirmizi Pancar ( salgam suyunda) 

Yarim paket beyaz peynir ( feta cheese), 

Bozulmak uzere olan kucuk bir kavun, 

1 kucuk sogan 

1 domates 

Zeytin yağı 

Balsamic vinegar

Pul biber 

Yarim Somon baligi 

Ceviz 


Sweet chilli sosunu 1 çay kasık bal, bir yemek kaşığı zeytinyağı ve 2 çay kasığı acı pul biber karıstırıp elde edebilirsiniz. 
 

Bal kabaginin kabuklarini soyup soğan ve domatesi de ekleyip hepsini kup olucak sekilde kestim. Üstune zeytin yagi surup sweet chilli  sosunda marine ettigim somon baligim ile firina verdim. ( 200 derece gas mark 6) 


 Balik yarim oldugu icin esimin karnini dogurmayacakti. Yarim tavuk gogsu alip menüme ekledim. Hazir peri peri baharat karisimi ile 20 dakika marine ettim. ( balik ve sebzeler firinda 25 dakika kalicakti. Herseyin ayni anda bitmesi icin kendimi 20 dakika ile sinirlandim.


Pancarlari ( onceden pismis ) catal yardimi ile ezip ufaladim, peyaz peynir ile karistirdim. (pancari da tek basina yiyemem, peyaz peynir ile guzel bir kontrast olusturuyor)


 Evde bir paket ispanak vardi. Ispanagi hic ama hic sevmem, sadece pismemis ise yiyebiliyorum. Pistigi anda veridigi koku beni cok rahatsiz ediyor, birak yemekgi ispanagin pistigi yerde bile duramam. Bu huyumdan dolayi oldukca saglikli ispanagi degerlendirmek icin hafta da en az 1 salataya karistirarak yerim. Kavunumu toplar halinde kasikla keserek ( kucuk kasigi kavuna saplayip dondurerek top seklini elde edebilirsini) elimde ezip kucuk parçalar haline getirdiğim cevizleri salata tabağındaki ispanaklarimin üstüne koydum. Balik ve sebzeler oldugunda sebzeleri salatama ekleyip zeytin yagi ve balsamic vinegar da ekleyip karıştırdım. 


Yagsiz teflon tavada tavuk gogsunu kizartip sebzeleri cikarttiktan sonra sogumasin diye firina geri koydugum somon baligimi da ekleyerek servis yaptim. Tam bir tad cumbusu oldu ama pek guzel oldu. Esim her catalda kendinden gecip sesler cikartmaya basladi. Alisveris yapamadim diye guzel bir aksam yemegi yiyemecegini sanip stresslenip soylenmeye baslamisti ki bu yemek cok guzel bir susturucu etkisi yarattı. Benim yuzumden ise o " never ever doubt me!" gulucugu butun aksam eksik olmadi HAHA! :))



XOXO

24 Mayıs 2014 Cumartesi

İpek Kirpik

 
Yılbaşına yakın ipek kirpik yaptırdığımı instagram takipçilerim biliyordur. Ne kadar cevaplasam da hala aynı soru geliyor. Cevabı benim için çok açık ve net: TAVSIYE ETMIYORUM! 




 
Kirpik ipek kadar yumuşak olabilir yalnız yapışkanı ipek değil. Yapışkan kurudukca sertleşiyor ve rahatsız edici bir hal alıyor. Kaliteli salonlar genelde bunu önlemek için özel serum verseler de maalesef pek bir şey değişmiyor. 

 Iki kere ipek kirpik yaptırdım, ikisi de farklı yerlerde markalı markalarla yapıldı. Ikisinde de after-care için ne gerekiyorsa kullanmama rağmen ikisinde de guzel bir sonucç alamadım. Kirpikler zamanla birbirine yapışıyor, şekli bozuluyor, göz mikrop kapabiliyor, kirpikler bir yere takılırsa kirpik dipleri tahriş olup şişebiliyor, yapışkan alerji yapabiliyor ve bunlar olabileceklerin sadece ufak bir kısmı. 

Ilk denememde  "doğal" görüntü elde etmek için seyrek, ara ara yerlere kirpik yapıştırıldı. Daha az yapışkan oldugundan gözümü cok rahatsız etmedi yalnız yine de "rahat" değildim. 

Yüz üstü uyumaktan sikayetciyim. Çabuk kırışıklar çıkıcak diye surekli korkuyor ve etkisini de maalesef görüyorum yalnız bu alışkanlığımdan kurtulamıyorum. Ipek kirpikler için de bu durum ideal olmuyor tabii çünkü 3. günden itibaren kirpiklerim farklı yöne doğru bakmaya başlıyor. Guzel  ve düzgün görüntü bir hafta icinde bozuluyor ve ne kadar  kirpikleri tararsam tarayım düzelmiyorlar. Bu sefer elim surekli kirpiklerde oluyor, konuşurken, toplantılarımda psikolojik sorunlarım varmış ya da tikim varmış edası ile surekli kirpikleri duzeltmekten kendimi alı koyamiyorum.

 Kirpikleri döküyor. Bazen kirpikler saçınıza takılıyor, bazen kıyafetlerinize. Bebeğiniz varsa kazaların riski daha çok artıyor. Kirpiklerinizin çogunun yolunda şansı oldukça yüksek. Bazı yapışkanlar kirpigi oldugundan fazla kuruttugundan dökülmeler daha da fazlalaşıyor. Özellikle çıkarttırırken dökülme çok fazla oluyor. ( asla kendiniz çıkartmaya çalışmayın! ) Kirpik yapanlar ne derlerse desinler ( ki yaptırmanız için "biz şöyle özel yapışkan kullanıyoruz", " yok efendim bizden herkes memnun" sözlerini çok duydum) -ama yok! DÖKÜLÜYOR! Bu kadar basit! 

Özellikle çalışanlar için önermiyorum. Kirpiklerin sekli bozulmaya bir saga biri sola bakmaya başladığında o kadar kötü bir görüntü oluyor ki be giyerseniz giyin be kadar profesyonel olursanız olun bütün imajınızı yerle bir ediyor. Kesinlikle çok çirkin durduğunu düşüyorum.  



Soldan sağa 
1- Kirpik yaptırmaya gittiğim yerde göz makyajımı çıkartıp beklerken 

 2- Yapılmış halı ( 3. Gün)

 3- 10. Gün göz kapaklarım şişmeye başlamışken.

 Kesinlikle tavsiye etmiyorum. Çok seyrek attırmak şartıyla deneyebilirsiniz yalnız hiç denemediyseniz FULL set yaptırmayın aman! Yaptırdığınız yere dikkat edin, mutlaka saygın, temiz, profesyonel bir yer olmalı. 


LBTK


20 Mayıs 2014 Salı

Kuru ciltler icin top 9 fondoten




*siralama rastgele yapılmıştır. 

1-YSL Teint Touché Éclat Fondoten 

YSL Ünlü aydinlatici kremini fondotene çevirerek harika bir is çıkarttı. Mat bir cilt sevenler ve yüzünde fazla kizariklik olanlar icin olmadigi kesin. Hafif / Orta kapatıcılığa sahip. Isıldayan, sağlıklı ve taze bir cilt görünümü veriyor. Lüks ve kaliteli bir fondoten kullandığınızı kokusundan, ciltte duruşuna ve kalıcılığına kadar her kullanısinizda kendinizi iyi hissedeceğiniz bir fondoten. 

Geniş bir renk seçeneği yok maalesef, alırken mutlaka tondan emin olup satın alınmalı. 

2- Loreal Lumi Magique

Listemin en uygun fiyatlı fondoteni. Hafif / Orta kapatıcılığa sahip, uygulaması kolay, cilde ışıltılı ve saglikli bir görüntü veriyor. Daha mat bir görüntü ve daha uzun süreli kullanım sağlamak için pudra kullanılabilir. Asırı sıcak ve nemli bölgelere bulunanlar mutlaka deneyip satin almalilar. 

3- Shu Uemera Nobara Cream Cover Stick
 
Fondoten, kapatici ve aydinlatici olarak farklı sekillerde kullanılabilecek bir ürün aslında bu ürünü göründüğünden daha ekonomik yapıyor. Shu Uemera bu ürünün sentetik fırça ile uygulanması gerektiğini belirtse de cogu kişi elleri ile bu ürünü uyguladıklarında daha iyi sonuc alıyor. Benim icin bu fondoteni en iyi uygulama sekli nemli bir beauty blender ile. Aynı zamanda bir kapatici oldugundan cilde ince bir kat sürdükten sonra kapatılması gereken yerlerin üzerinden kapatici olarak geçebilirsiniz. 

4- Chanel Vitalumiere Satin Smoothing Liquid

Catwalklarda, çekimlerde ünlüler dn kullanıyor diye sorucak olursanız alicaginiz cevap VİTALUMİERE olucaktir. Makyozlerin sevgilisi deniyenlerin vazgeçilmezi. Tamamıyle "cult" haline gelmiş kesinlikle denenmesi gereken bir fondoten 
 
Bu ürünün cogu kişide bir kac hafta kullanımdan sonra sivilcelenme yaptıgı söylentisini duyan varsa ve merak ediyorsa hemen cevaplayım maalesef doğru. Kendini riske atmak istemeyenler icin ara vererek uygulamak en mantıklı yöntem olarak gözüküyor. 

Pahalı bir ürün olsa da buyuk bir şişede geliyor olması ve uzun sure kullanabilirsiniz. 


5- M.A.C Face And Body 

Yine olmazsa olmaz ürünlerden biri. Hemen hemen her cilt tipine uygun, yüzünüze uygulayabileceginiz gibi vücudunuza da uygulayabileceginiz (adı üstünde) bir ürün. Buyuk bir şişede geliyor cok ama cok bereketli.  Hafif kapatıcılığa sahip yalnız bir kac kat uygulama ile kapatıcılığı arttırabilseniz de full kapatici bir ürün istiyorsanız size uygun degil. Yine saglikli ve ışıltılı bir cilt görünümü veren bir ürün üstünden pudra ile geçerek matlastrmak mumkun. Suya dayanıklı oldugundan gelin makyajlarında sıkca tercih edilen bir fondoten. Mutlaka denenmesi gereken kendine kozmetik sektöründe buyuk bir isim yapmış super bir ürün. Geniş cilt tonu seçenekleri ile kendi tonunuzu bulmakta zorlanmayacak ve bu üründen memnun kalacağınıza eminim. 


6-Bobbi Brown Foundation Stick

Bu fondoten biraz tartışmalı. Özellikle bilgi vermek icin de koydum listeme. Eski formülünü pek seven yoktu. Pek cok kişi icin  yeni formülü cok daha sevilen bir ürün oldu. Cok hafif uygulayarak hafif kapatici bir fondoten elde edebiliyorken bir kat daha uygulandığında super ağır bir kapaticilik etmek mümkün. Kapatıcılığı fazla urunler sevenler icin guzel bir ürün. Uygulamak bazıları icin biraz zor olabilir, bu tur krem
Ürünler benim kanımca normal etki icin el ile, daha hafif ve ferah bir görüntü icin her zaman ıslak bir nemli makyaj süngeri ile uygulanmalı. Eski formülü biraz fazla yağlı olsa da yeni formül daha mat ve daha orantılı bir ürün. Ağır fondoten sevenler icin birebir ve ya ozel günler icin elinizde bulundurmak isteyebileceginiz bir fondoten olabilir. Günlük kullanım icin pek uygun bulmuyorum. 


7- Clinique Repairwear Laser Focus Makeup

Cildiniz ne kadar kuru olursa olsun bu üründen iyi sonuc almamak neredeyse imkansız. 

Uyguladiginizda "aaahhhhhh" etkisi yaratıyor. Nemlendirip,onarıyor, ferahlatip rahatlatıyor, koruyor ve Collagen üretimini arttırıyor.  Günlük kullanım icin mükemmel bir ürün. Zaman icinde cildinizi onardigini ve daha iyi bir cilde sahip oldugunuzu göreceksiniz. Pek cok yerden ödül almış gercekten saglam guzel bir ürün. 



8- MAC Mineralize Foundation Compact 

Krem formula olmasına rağmen ciltte ağır bir his yaratmayan icinde spf 15 içeren bir fondoten. Butun gun boyunca rahat bir sekilde kullanabileceğiniz bir ürün. Ben daha cok kıs ayları icin uygun buluyorum. Parlak isil isil bir görüntü yerine satın etkisi yaratıyor. 

 Bazı ülkelerde üretimden kalkmış olsa da bazılarında hala satılıyor olması biraz akılları karıştırsa da internet sitelerinden alisveris yapmak mumkun. 

 Her bereketli M.A.C fondoteni gibi bunu da azar azar kullanmak en akıllıca uygulama methodu olucaktir. Uygulaması da oldukça rahat. 


9- Benefit Some Kinda Gorgeous 

Foundation fakir diye bosuna denilmemiş. Bir fondoten den daha cok nemlendirici uyguluyormuş hissi yaratıyor.
Yumuşacik ve uygulaması kolay. Kapatıcılığı oldukça hafif oldugundan günlük kullanıma musait. Her yaş için uygun yalnız cok sıcak ve nemli bölgede yaşıyanlarin deneyerek alması gerektiğini düşündüğüm bir fondoten. Ağır fondoten sevenler icin uygun degil. Parlak bir görünüm veriyor matlastirmak icin üstünden pudra ile geçmeye musait. Benim yıllardır sahip oldugum cildimi kuru hissettiğimde hemen elimin gittiği bir ürün. 

11 Mayıs 2014 Pazar

BB ve CC kremler artık sadece yüz için değil!


  Kozmetik industrisi yeni bir hamle ile BB ve CC kremleri göz ve dudak ürünlerinden sonra saçlara da taşıdı. Pek çok marka aynı anda BB ve CC ( complete correction) kremi çıkartmaya başladı. 

 Son zamanlarda dilimizden düşürmediğimiz, hayatımızda büyük yer tutan BB ve CC kremler uzun bir müddet daha dilimizden düşmeyecek. 

 Akıl karıştıran bir nokta her markanın bu ürünlerde değindiği noktaların farklı olması. Mutlaka hepsinin ne vaad ettiğine iyice bakıp seçim yapılmalı. 

 Işte piyasanın ilk ses getirmeye başlayan ürünleri ...



1- 


Pantene Anti-Agent Beauty Balm For Hair 

 Leave-in krem 7 farklı faktöre değiniyor.
Saçı besliyor, ağırlık yapmıyor, güçlendiriyor,parlaklık veriyor, yumuşatıyor, onarıyor, kabarmayı engelliyor. Saçın daha genc durmasını sağlıyor. Islak veya kuru saça uygulayabiliyorsunuz. Durulamadan sacınızda bırakıyorsunuz. 

2- Keratin BB Cream 

 
 

Fiyat olarak pahalı ve daha çok ses getiren bir ürün. Bu ürün içinde elma hücresi ekstraktı içeriyor. 3'u 1 arada bir ürün. 

Vaat ettikleri onarmak : elma hücresi ekstraktı ile saçları yenilerken Keratin ile kırılmaları önlüyor. 

Korumak: Nem bariyeri sayesinde kabarmalara karsi koruyor 

Bakım yapmak: İçerdiği Argan+badem+kayısı yağları ile saça nem  ve parlaklık verirken aynı zamanda yumuşatıyor. 


3- Alterna Caviar CC Cream 




10-in-1 olan bu ürün en cok denemek istediğim ürün.  Saçı nemlendiriyor, parlaklık veriyor, yumuşatıyor, kabarmayı önlüyor, kırılmayı önlüyor, ısıya karşı koruyor, saç spreyi gorevi görüp saçı sabitliyor, UV koruması var, daha kolay idare edilebilen bir saç vaad ediyor. Aynı zamanda içinde Paraben, Sulfate, Phthalates IÇERMİYOR! 


 
 4- İnoar BB Hair Line 

 

 Tam bir BB serisi, sampuanından saç bakım maskesi ve yağına kadar 5 ayrı ürün içeriyor. Şampuani Omega 6,7 ve 9 içeriyor aynı zamanda pH oranı dengelemiş ve Sodium Chloride içermiyor . 
 Maskesi saçı saten gibi pürüzsüz yapıp parlaklık katarken kabarmaya karşı koruyup saç gözeneklerini sıkılaştırıyor. 

 Saç yağı ise maskenin biraz daha yoğun hali yani takviye ürün.  


En kısa zamanda teker teker deneyip sizlere görüşlerimi bildirmek icin sabırsızlanıyorum. Eğer deneyip beğendiğiniz BB/ CC saç ürünleri varsa lütfen paylaşın. 
 


8 Mayıs 2014 Perşembe

Top 6 fondoten (karma ciltler)

Kadınların en kafasının karıştığı alan fondoten olsa gerek. Bir de sıkıla sıkıla sorulur bu soru, herkes çok kolay bir şekilde hayatının fondotenini çoktan bulmuştur da bir biz hala arayıp duruyoruzdur. Doğru fondoteni bulmak doğru erkeği bulmak gibidir bir bakıma. Karma ciltler bu sorundan haklı olarak daha çok muzdaripler. Mat bir fondotene yöneldiklerinde yanakları kurutup kuru duran, ışıltılı parlak duran bir  fondotene yöneldiklerin de de T bölgesini aşırı parlayan bir yüz görmek oldukça sinir bozucu.
 
Gelen her 3 sorudan 3 si hangi fondoteni önerdiğim oldugundan katagorileştirip önerdiğim fondotenleri paylaşmaya karar verdim . En geniş kategori olan Karma Ciltler için benim en beğendiğim ve size önereceğim Top 6 listem ile doğru fondoteni bulucaginiza ve akabinde de henüz bulmadıysanız doğru erkeğin karşınıza çıkacağına inanıyorum :)



Top  6 fondoten (Karma cilt) 



1- Estee Lauder Double Wear Light 

     Original olanını pek sevmiyorum, ağır oldugunu düşündüğümden ilk önerim Light olanı olucak. Stay in Place gibi fırça izi yapmıyor, dağıtması çok daha kolay. Kapatıcılığı arttırmak icin ikinci kat uygulamaya musait. Ne mat ne de parlak bir görüntüsü var. 

2- Guerlian Lingerie de Peau Invisible Skin Fusion foundation 

    Inanılmaz mükemmel bir cilt havası veriyor, bu ürünü daha cok normal den karmaya kolaylıkla dönebilecek ciltler için öneriyorum. 

3- Clinique Even Better 
  
    Bu ürüne aynı zamanda bir cilt bakım ürünü gözü ile bakmakta fayda var. Icinde SPF var ve en önemlisi ciltteki ton farklarını engelleyip cildi onarıyor. Kapatıcılığı güzel denenmesi gereken bir ürün. 

4- Bourjois 123 Perfect  Foundation 

     Healthy mix i deneyip sevmiş olan karma ciltler bu ürünü daha çok seviceksiniz! Ciltdeki kizarikliklara birebir, cilt tonunu duzeltiyor. Pek çok açıdan 3 numaradaki Clinique gibi yalnız kapatıcılığı da fiyatı gibi daha hafif. 

5- Mac Prolongwear SPF 10 

    Mükemmel sonuç alabileceğiniz bir ürün, benim cidden çok sevdiğim bir ürün. Cildinizi inanılmaz sağlıklı gösteriyor, kapatıcılığı fazla yoğun değil yalnız çoğu insan bu fondoten ile kapatıcıya daha az ihtiyacı oldugunu düşünüyor. 

Fondotenin renginin oxitlenip bir kaç saate değişmesinden sıkça şikayet edenler için önereceğim yegane ürün. 

Ciltte fondoten oldugu belli oluyor, naturel görüntüyü fazla sevenler pek hoşlanmayacaklar maalesef.

*Bu fondoteni azar azar kullanıp ince katlar halinde yüze uygulamalısınız yoksa çok ağır bir görünüm yaratabilir. 

6- Dior Skin-Nude Natural Glow Hydrating Make up 

    Benim bir diger favorim! Kuruya yakın karma cildiniz varsa bu sizin favoriniz olucak. Cilde cok guzel bir ışıltı veriyor, nemlendiriyor, cildi onarıyor. Cildimde fondoten varmış gibi durmasın, inanılmaz guzel bir cildim varmış gibi dursun dıyorsanız mutlaka deneyin. 
 
Aklımda bu listeye eklemek istedigim pek cok ürün var yalnız bulunması zor ürünleri bu listeye dahil etmek istemediğimden onlardan bahsetmedim. Eklemek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın. 

XOXO 

22 Nisan 2014 Salı

Cilt Bakim Rutinim

 Cilt Bakim Rutinim videosu hakkinda biraz daha ayrintili bilgiyi blogumdan vericegimi belirtmistim. Zoe' nin dadi seruveni biraz haraketli gectiginden ve isine son vermek zorunda kaldigimizdan ancak vakit bulabiliyorum. Dadi ile ilgili olan seruvenimizi anlatan bir video yayinlayacagim, merak edenler onumuzdeki hafta izleyebilecekler.

 Cilt bakimi konusuna bu aralar biraz daha dikkat ediyorum. Bunun sebebi de botox yaptirmak istememem. Botoxu seviyorum yalniz mimiklerimi kullanamamayi sevmiyoum. Botox sevmemin tek bir nedeni kirisiklari onlemek icin kesin ve kolay bir yontem olusu yalniz botox cok derin bir konu. Bir suru pruz ve problem cikartabiliyor ayni zamanda bugune kadar yapilan bitix uygulamasinin yanlis oldugu da kanitlandi ve artik yeni yontemler var. Bunu ayri bir videoda aciklayacagim.

 Cilt bakimimdaki degisiklik uzun bir sure once basladi yalniz son buldugum kombinasyondan oldukca memnunum. Memnun kaldigim bu kombinasyonu neden ve nasil ve nasil olusturdugumu anlarsaniz ayni urunleri bulamasaniz da kendinize uygun bir kombinasyon yaratabileceginize inaniyorum.

 Cildin belirli ihtiyaclari vardir. Bunlardan en onemlisi temiz olmasi. Cildimi temizlemek icin Avene Cleanence yuz yikama jelini kullaniyorum. Bu uzun suredir kullandigim ve memnun kaldigim bir urun. Urunu The Body Shop' un Smooth and Renew Face Loofah padi ile yikiyorum. boylece gozeneklerimin iyice temizlendigini dusunuyorum. Yuz padlerini kullanirken cildinize fazla baski yapmamaya ozen gostermelisin ki cilt tramva gecirmesin. Asiri baski cildin deforme olmasina neden olucagindan iyi birsey yaparken yanlis bir etki gormeyelim.

Yuzumu yikadiktan acilmis temiz gozenekleri bir an once kapatmak icin  Sanctuary pore refining toner kullaniyorum. Bu urun beni sasirtan urunlerden bir tanesi. Gozeneklerimde bir haftadan az bi sure icerisinde buyuk bir degisiklik gordum. Icim rahat onerebilecegim urunlerden bir tanesi kesinlikle. Bittigi anda hemen yenisini almak icin kostur kostur magazaya gittigim dogrudur!

Cildimiz temiz ve gozeneklerimiz de kapadiktan sonra cildimin ihtiyaclarina geciyorum. Ilk olarak tum cildimin mineral ihtiyacini karsilamak icin Organic Doctor Dead Sea Mineral Hydrating Radiance Serumunu kullaniyorum. Olu deniz mineralleri her daim ilgimi ceker. Mineral bakiminda oldukca zengin oldugu bilinen bu urunu gorunce ve fiyati da uygun bulunca hemen denemek istedim ve husrana ugramadigim icin de oldukca mutluyum. Videoda fiyatini yanlis belirtmisim, burada hemen onu duzeltmek istiyorum. Ben Holland and Barret magazasindan 10.99 Pound'a aldim. Bu bir cilt serumu icin oldukca uygun bir fiyat. Serumum yeni bitti. Bu serumun bir de Anti-aging olani gordum internetten bakarken. Hemen onu alip denemeye basliyacagim. Sonuctan memnun kalirsam mutlaka paylasirim.Bu serumu tum yuzume uyguladiktan sonra botoxa ihtiyac duydugum bolgeme yani alnima Estee Lauder'in Re-Nutriv Ultimate Lift Age Correcting Serumunu uyguluyorum. Bu serum oldukca tuzlu, kabul ediyorum yalniz ne kadar basarili oldugunu inkar eden cikamaz! Oldukca iddeali bir urun ve kesinlikle hakkini veren bir urun. Alnimdaki kirisikliklarin azaldigi cok bariz nir sekilde ortada. £170 gibi bir rakamdan bahsediyorum ki Turkiye de 768 TL ye gordum ki icim sizladi. Ne diyecegimi bilemiyorum maalesef.  Kirisikliklariniz yoksa ne mutlu size! Varsa da botox yaptirmak daha ucuza mal oluyor!

 Serumlara ara vermeden gozlerime yine Estee Lauder Advance Night Repair Goz Serumunu uyguluyorum. Fiyat vermeyecegim cidden hem sinirlerim bozuluyor hem de uzuluyorum. Urun guzel mi guzel, guzel olmasa onermem biliyorsunuz. Hemen kendini fark ettiren bir urun degil, en az 3 hafta sonra kendini gosteriyor, 4 hafta sonra birakmaya kalkarsaniz yana yakila geri donup kullanicaginiz bir urun. Bagimlilik yapabiliyor, ha onsuz yasayamaz misiniz? Yasarsiniz tabii ki yalniz eksikligini de hissedersiniz. Ozellikle benim gibi problemli ( sisen, kasinan, portleyen istenmeyen her seyin basina geldigi) gozlere sahipseniz eksikligini hissedersiniz.

Goz cevrem serumu emerken yuzume surdugum serumlar coktan cildim tarafindan emilmis oluyor ve hemen yuz nemlendiricime geciyorum. Pixiwoo larin cok ovdugu Liz Earle' un Skin Repair yuz nemlendiricisini kullaniyorum. Ilk etapta yuzumde biraktigi hissi sevmesem de iyi nemlendiriyor. Cok ayilip bayildigim bir urun degil ama memnun degilim de demem. Benim kullandigim kuru ve sensitive ciltler icin olani. Belki ben cildimdeki degisikligi tam olarak algilayamadim. Bitince eksikligini hissedermiyim bilmiyorum, merak ediyorum acikcasi.

Cene bolgem sorunlu, ufak sivilcelerin ciktigi regl donemimde sivilce atagina ugradigim tek bolgeme de Circadia Daytime Control kremini kullaniyorum. Bunu cilt bakimi yaptirdigim klinikten aldim. Uzun suredir kullaniyorum ve oldukca memnunum.
burdan bakabilirsiniz   benim sivilcelerime cozum oldu.

Bu uygulamalardan sonra gozume surdugum serum cilt tarafindan emilmis oldugundan goz kremime geciyorum. Benefitin goz kremini kis aylarinda kullanmak benim icin buyuk ( cok buyuk!) bir hataydi. Clinique all about eyes kremi ile degistirdim ve serumum ile birlikte uygulayarak yaptigim yanlisligin izlerini kapatmaya basladim bile. Clinique All about eyes i mutlaka herkese tavsiye ediyorum. Her cesit goze iyi gelen oldukca durust ve caliskan bir goz kremi. Her yeni urun kullanip hata yaptigimi anladigimda kendimi kollarinda buldugum bir urun acikcasi. Benim icin vefali bir sevgili. Hep affedip tekrar seviyor beni. Tabii ben de her seferinde biraz daha buyuk bir askla sariliyorum ona.

Kendinizi ask romani okuyor gibi hissettiyseniz kusuruma bakmayin, hemen toparliyorum.  Ben yazarken yoruldum siz okurken yoruldunuz mu bilmiyorum yalniz kacirdigim unuttugum seyler varsa  ve en onemlisi hala izlemediyseniz  asagidan videoyu izleyebilirsiniz.



Eger hala Youtube uzerinden izleyemiyorsaniz da BURAYA TIKLAYARAK videoyu izleyebilirsiniz.

PS: Bir kac saate yeni bir video yuklenmis olucak. Cabuk bozulan saclara sahipseniz youtube kanalimda bulusalim

Sevgiyle kalin

LBTK

XOXO

23 Mart 2014 Pazar

Pakistan 12. Gün

Zoe bütün akşam uyutmadı, benimle aynı yatakta yatıyor ve surekli kıpır kıpır, aynı zamanda cok kötü öksürüyor. Ateşi de vardı. 
 
Sabah kalktığımızda biraz daha iyi gözüktü gözüme, Aly annesi ile check-up yaptırmak için aile doktoruna gitmişti. Zoe'nin kahvaltısını yaptırdım, bahçede günesin altında zaman geçiriyorduk ki iki araba geldi. Ilk arabadan 2 kadın ikinci arabadan da iki erkek çıktı, yanıma geldiler. Kayınvalidemin en buyuk abisinin eşi, kızı ve oğlu gelmişti. Öğle yemeğini yer giderler diye düşünüyordum. Zoe'yi doktora götürmeyi planladığından umud ediyordum desem daha doğru olur. 

 Aksam 6 idi ayrıldıklarında. Onlar kalkar kalkmaz koştur koştur doktora gittik, yolda kusmaya başladı, iyice korkmuştum. Hastaneye vardığımızda hemen içeri aldılar. Ozel hastane oldugundan dil problemi de olmadı, rahatça herseyi anlattım doktora. Zoe'nin göğsünü dinledi, bademciklerine gözlerine baktı. Ciğerlerinde ve bademciklerinde problem yoktu. Alerjisi olmuş havadan o da balgam yaptığından bağlamı atmak icin oksuruyor bazen zorladığında da kusma yapıyormuş. Ağrı kesici ve alerji ilacı verdi. Icim rahatladı, hem de cok rahatladım cok streslenmistim yine. Aksam bakıcısı ile eve dondü biz ise gitmek zorunda olduğunuz bir aksam yemeğine katıldık. 

Akşam yemeği Pakistan Airforce yani havacilarin lojmanindaydik, bana çocukluğumu hatırlattı. 8 yaşına basmamıştım Ankara Oran MSB lojmanlarına taşındığımızda. Liseye başlayana kadar MSB lojmanlarındaydık. Harika bir çocukluk geçirdim orada. Babam denizci olmasına rağmen Hukuk mezunu da oldugundan Genel Kurman Başkanlığında J5 bölümünde çalıştı yıllarca. Teyzemin kapalı oluşu dedemin ve eniştemin dindar olması sorun yarattı bize sonradan. Askeriye o zamanlar cok farklıydı. Lojmanlar çok güvenliydi, gece 10'a kadar lojman sokaklarında paten kayar, sarki söyler tabiri caizse fink atardik. Aynı havayı soluyormusum gibi geldi. Yüzümde bir gülümseme belirdi lojmanın sokaklarında ilerledikçe. 

 Bu lojmanlar çok daha büyüktü, benim gittiğim ilk okul lojmanların içindeydi, bu lojmanlarda 3 okul, kocaman bir hastane vardı. MSB lojmanları ile kıyaslamak gerekirse 3 tane MSB lojmanını rahatlıkla içine alır bir de Gulhane Askeri Tip Fakültesini sığdırirdi. Lojmanların restaurant kısmındaydi yemek. Her ne kadar uzun süreli kalmak istesem de aklım Zoe de oldugundan yemeği yiyip kalkmak istedim. 1 buçuk saat ya kaldık ya kalmadık. Konuşulacak konuların icine kendi planımı sığdirmayi başardım. Amangardaki okul planımızdan bahsettim Generallere, büyük ilgi çekti, yardım etmek istediklerini ellerinden geleni yapacaklarını söylediklerinde havalara uçacaktım. Bir buçuk saatte buyuk bir başarı yakalamıştım. Ayrılırken arabanın camını açıp lojman havası derin derin içime çektiğimdeki duygu huzur ve umut ile nostaljinin guzel br karışımıydı. 

 Eve vardığımda Zoe uzun zamandır uyumadığı kadar derin ve rahat bir uyku içindeydi. Onun hıuzurla uyuduğunu görünce hepten mutlu olmuştum. Usulca yanına sokulup yavaşça saçını okşadım. Keşke Allah herkese evlat  sevgisi verebilseydi; veya sevgi verebilen, paylaşabilen bir kalp. Umarım benim yavrumda dahil dünyada bütün çocukların en iyi bildigi duygu korku ve yasak yerine sevgi ve özgürlük olabilseydi. Yine de geçirdiğim stressli günden uzak umut ve mutluluk dolu bir aksam geçirmenin. verdigi huzurla kısa bir sürede uykuya daldım. 
 
Aksam oldugundan lojmanların fotografını cekemedim ama Google dan sizler için bir görsel bulmayı başardım. 

 

 

22 Mart 2014 Cumartesi

Pakistan 11.gün

Aksam yemek yemeden yattım, sadece bolca su ictim, cok susamıştım. 

 Sabah kalktığımda tekrar islamabad'ta olduğuma şükür ettim. 

 Bahçeye indiğimde yağmurlu, kapalı bir hava vardı, kahvaltı hazırdı yalnız miğdemi zorlamak istemediğimden keloggs aldırmalarını istedim Aly'den, beni bilen kocam çoktan aldırmıştı bile, "simdi geliyor" dedi. Kâsenin icinde çilekli ve kırmızı meyveli keloggsum bir şişenin icinde de sütüm geldi, kahvaltımı yaptım, 
 
 "Ne yapmak istiyorsun bugün?" Diye neşeli bir sekilde sordu eşim, nişan yüzüğümü ve bileziğimi tanir ettirmek istiyorum" diye cevap verdim şımararak, etrafımızda kimse yoktu, kayınvalidem bir işi için evden çıkmıştı. Aly ile nisanlandiğimda 25 yaşındayım, Nisan yüzüğümde 25 tane Elmas var, yalnız bunlardan bir tanesi geçen yıl düştü, buraya gelip aldıkları yerde yaptırmak istediğinden takmamaya başlamıştım. Bir de düğünde takılan bileziklerimden bir tanesinin taşı düşmüştü, onuda yanımda getirdim yaptırmak için. Geldiğimizden beri bir türlü fırsat olmadı. 
 
 "Bol bol alışveriş yap bugün" dedi eşim, gülmeye başladım " bu kadar mi korkuttum seni?" dedim hemen, Aly bana alisveris yap bol bol diyecek, hayatımda ondan duymadığım laflar :))) kendi icin bile alisveris yapmaz her seyini ben alırım o kadar ki nefret eder alışverişden. Alisveris yapmak fikri haksızlığa ortak olmak gibi geliyordu yalnız geldiğimden beri hic bir sey almamış, hic bir yeri doğru düzgün geçmemiştim, aklıma bir fikir geldi. " Aly, sence ben her Amangara geldigimde açılacak okulda ögretebildigim kadar Turkce öğretsem, ya da turkiye ile ilgili bir seyler. Kızların eğlenin öğrenebileceği tarzdan bir seyler? Nasıl olur?" 
Aly cok beğendi fikrimi, " ne istiyorsan öğrenebilirsin nasıl olsa Türkleri herkes çok seviyor, herkes Atatürk hayranı, bence cok guzel olur" diyince hemen kayınvalidemi arayıp fikrimi söyledim, o da cok beğendi, artık alışverişi hak ettim bir derece de olsa diyerek sevinç icinde hazırlandım hemen çıktık,ilk once annesi ile buluştuk ordan kuyumcuya geçip takılarımı tamir edilmesi için bıraktık, sonra dolaşmaya başladık. D.watson diye bir kozmetikçi gördüm hemen içeri girdim, neredeyse her marka orijinal ve sahte ürünleri ile tezgahlarını süslüyordu. Açık açık bu thailand te yapılan, bu orijinal diye belirttiler. Benefit'in uretinden kaldiran powderflage' ini buldum, içini açip baktiginda çingene pembesi bir renk çıktı, yüksek sesle " aaaa" demişim :) kadın gülüp bu 6 numarası demez mi? Bana? Bana yapılır mı bu? Ne altı numarası kardeşim bu ürünün numarası filan yok! 1 tane var sadece! Neyse orijinal olanını bulup aldım, saç boyası aldım belki vaktim olur da boyatirim diye. Sonra ayakkabıcı gezmeye başladım. 3 çift sandalet 1 adet onu kapalı terlik ve 1 el çantası aldım, daha fazla kalsaydım daha da alacaktı herhalde. 

 Sonra gidip birşeyler yedik, yemeğin ardından şal bakmaya gittik, hediye vermek icin hem de kendime 10 adet şal aldım, Aly icin DVDciye gidip bir sürü DVD aldık. Sonra da eve geldik. O kadar alisveris beni biraz rahatlatti. Gercekten ihtiyacım varmış. 
 
 Aksam eve geldiğinizde cok yorgunduk. Pakistan ve Hindistan'ın cricket maçı oldugundan her televizyon olan yerde insan yığını vardı ama dükkanlar boştu, en azından bu yüzden rahat alisveris yapabilmiştik. Yoksa cok daha yorgun olurduk. 
 
 Biraz oturup hemen yatmaya çekildim. Uyumadan önce tek düşündüğüm bu aldıklarım o küçücük yaşta ölen kızları geri getirecek mı? Tabii ki hayır! Getirmeyecek, oyle ise neden aldım bunları??? Biraz rahatladım belki, unuttum bir kac saatligine gördüklerimi yaşadıklarımı. Alışverişin verdigi rahatlıkla iyi bir uyku çekicektim yalnız Zoe dış çıkartmaya başladığından bütün aksam uyutmadı. 2 dış birden geliyor, sabahı zor ettik yine . 
  

 Kozmetikcideki Benefit ürünleri 

Benim çok sevdiğim erase paste i hiç bu kutuda ve bu kadar sert bir kıvamda görmemiştim. 

21 Mart 2014 Cuma

Amangar 4 ve 5. Gün


 Sabah yataktan nasıl kalktığımı da hatırlamıyorum. Odamdan çıkıp içeri geçtiğimde herkes uyanmış kahvaltı yapıyorlardı. Kayınvalidem "hemen otur kahvaltını getirsinler" dedi gunaydin bile demeden, canımın istemediğini, odamda olucagimi söylediğimde kayınvalidem acele ile " hayır, yalnız kalmak yok, hemen ye bir kac işimiz var arazi ile ilgili onları halledip seni Peshawar' a götüreceğim" dedi. Kadın okul projesi ile coktan gelip gitmişti, kayınvalidem memnundu, tapuya gidip okul icin arazi isleri halledilecekti. Birsey yemeden hemen kendimi ve Zoe yi hazırladım. Zoe ishal olmuştu. " muz yediririm birşeyi kalmaz" diye düşündüm. Hazırlanip evden çıkana kadar 4 kere daha altını değiştirmek zorunda kaldım. Endişelenmeye başlamıştım. Çok pis bir yerdi amangar, ineklerin bile domuzlar gibi kendi pisliği icinde oturduğu çöple dolu bir yerdi dışarısı. Tamam Zoe Alylerin alanından dışarı çıkmıyordu ama o cocuklar. Surekli Zoe ile oynamaya çalışıyorlar bir birlerine dokunuyorlar, oyuncaklara dokunuyorlar....sivrisineklerde fazla burda.  Neyse muzunu yesin birşeyi kalmaz inşallah. 

  Yola çıktık. Ilk once tapu binasına gittik, bir kac bina arasında araba ile gidip geldik açıkcası, Turkiye gibi "oraya git sunu imzalattir, buraya git sunu damgalattir, harç yatir bilmem ne" ve bunların hic birisini bir çatı altında yapamıyorsun. Koşturmam lazım ordan oraya deli gibi. Kayınvalidemin be Alynin de imzası gerekli oldugundan oradan oraya geçip durduk. Kayınvalidem kadın oldugu için tek başına bir sey yapamıyordu, bir erkeğin yanında olması lazımdı cünkü İslam ile yönetilen bu ülkede kadınların erkek olmadan hic bir sey yapmaya hakkı yoktu. Illa oğlun, Abim, kocan olucak yoksa bir hiçsin. Dünya paranda olsa yanında erkek yoksa ne arazi satabilirsin ne birsey yapabilirsin. Ben, Zoe ve koruma arabada bekliyorduk. Binanın önünde bir grup erkek vardı. Surekli gözleri üstümüzde, benim yuzum gözlerime kadar kapalı, hava sıcak, bunaldım iyice nefes alamıyorum. Aly'ler döndüğünde rahatladım, yola çıksak ta bir an once basımı açıp bir hava alabilsem. 
Tapu binasının önündeki adamlar 

 Amangardan peshawar sehir içi bir buçuk saat filan. Otoyolda uyumuşum. Peshawar sınırına vardığımızda uyandım. Aly uyandığına baya sevinmişti. Hemen başladı anlatmaya " bak bu yok Büyük İskender'in üstünden geçtiği yol, dunyanın en uzun yolu. Çin'e kadar gidiyor bu yol. Adı Grand Truck Road. Ben de bu yolda cok gidip geldim zamanında."  Demesinin ardından " ama bir Hindistan'ı alamadın o kadar gidip gelmeye" dince annesi gülmeye başladı. "Arabada neden koruma yok" diye sordum, annesi " onlar arkadaki arabadalar , hep beraber olalım istedik" cevabını aldım. Anladım ne oldugunu, benim icin endişelenmeye başlamışlardi, havanı değiştirme gezisi yapicaktik. Ne manası varsa, sanki ben eski neşeli halime dönünce o kız geri gelecekti. Ya da babasının Allah belâsını verecekti. Sonra üzüldüm. Benim Icin binbir türlü saklabanlik yapmaya başlamışlardi arabada, ardı kesilmeyen sakalar, en sevdiğim abur cuburlar yolluk olarak alınmış surekli ikram ediliyordu. Bense surekli kısa, sert cevaplar verip onların cabalarını suratlarına tokat atar gibi kesip atıyordum. Toparlamalıydım kendimi. Ailem benim için endişeleniyordu. Yavaş yavaş açılmaya başladım. Geçtiğimiz yerleri inceliyordum butun dikkatimi yola yolda gördüklerime vermiştim. Yol kamyon doluydu. Kamyonlar bir gelinmiş gibi süslenmiş, boyanmış, her tarafı kınali, nakişli. Telefonumu elime aldım en güzelini gördüğümde fotografını çekincektim. O kadar cok kamyon vardı ki hangi birini fotograflayim şaşırdım, hızlı da gittiğimizden fotograflar guzel çıkmıyordu, bir müddet sonra sadece bakmakla yetinmeye karar verdim. Her yer harabe. Doğru düzgün bir bina bile yoktu. Trafiği kesmek icin "ring road" diye bir yola geçip sehir icine baska bir yoldan gitmeye başladık. Bu da büyükçe bir yoldu. Yolda geldigimiz yone doğru giden tanklarla dolu kamyonlar geçmeye başladı, Aly " bak bunlar Amerika'nın tankları, yavaş yavaş geri çekiliyorlar, onlarda başa çıkamadılar burası ile kimse basa çıkamaz " dedi. 

 10 dakika sonra Peshawardaki evlerine vardık. Öğle yemeği hazırdı bile yalnız ben ilk once evi gezmeyi istedim. Evde 3 bahçe vardı, en sevdiğim evin yanındaki gizli bahçe oldu. Aly'nin çocukluğunda oynadığı salıncaklar, babasının gençlik arabası, yaptıkları suni şelale çok hoştu. Videosunu instagramda paylaştım. Sonra yemeğe geçtik. Aly pirzaloya benzeyen birsey uzattı, sanki biri butun etini yemiş yağlarını da bırakmış gibi duruyordu. Aly'e sorduğumda " bu en makul et, burada yağ kısmı etten daha makbul, bak annem yiyor bile", hemen annesinin tabağına baktım, eti ayırmış yağını yiyordu. Benim hiç alıştığım bir görüntü degildi biraz yadırgadim. Ayip olmasın diye herseyden tabağıma biraz alıp tadına baktım ama Chapli kebap dedikleri yayvan köfteden baskası yenilecek gibi değildi benim için. O bile çok yağlıydi. Yemekten sonra evdeki tüfekleri ve silahları inceleyip kurcaladım, çay ve yeşil çay içtikten sonra amangara gitmek icin yola koyulduk.  
 
 Yolda KFC ve McDonalds gördük ve kapılarının önünde 3/4 tane tüfekli koruma vardı. Cok şaşırdım, nedenini sorduğumda Ingiltere ve Amerika ile bir problem oldugunda buraların hemen yakılmaya çalışıldığını ve cogu zamanda para oldugu icin soyulmaya çalışıldığı icin koruların oldugu cevabını aldım.  


Ilerde Aly heyecanla uzunca bir buna gösterdi. "Iste, sana söylediğim okul bu, iste bu!" Dedesinin yaptırdığı üniversiteyi gösteriyordu, oldukça uzunca bir binaydı, bittiği yeri göremiyorduk, araba ile 5 dakika gittikten sonra bittiği yeri gördük. Öğrenciler mutlu görünüyorlardı, dışarıda çeşitli aktivitelerde eğleniyorlardı, guzel bir atmosferi vardı. Inşallah kayınvalidemin okulu da bir gun boyle olucakti, gelip görüp o ağır pis duygunun yerine huzur ve mutluluk duyacaktım.  

 Arabada migdem bulanmaya başladı, braz uyursam kendime gelecektim, Zoe kucağımda uyumaya başladım. 

 Uyandığımda eve varmıştık yalnız migdem hepten kötülemişti, öğlen yemeği ağır geldi diye ne yolda bir sey yedim ne de aksam. Gaviscon bulabilirmiyiz diye sorduğuma Aly güldü, burda "hajmola var gaviscon yerine" dedi, ilacı getirdiler, iki tane çiğnemem gerektiği söylendi, ağzıma attım ama o nasıl iğrenç bir tad! Nasıl pis! Anlatabilibecek gibi degil ağıza gelen her kademesi ayrı bir iğrençlikte. Aly hemen yutmam gerektiğini söyledi, iyileşmek için yuttum artık, ardından da ufak bir cikolata attım ağzıma yoksa kusacaktım. Cok güçlü bir tadı vardı. 

Git gide kötülemeye başladım. Verdigim muzlarla Zoe düzelmişti yalnız ben cok kötüleşmeye başladım, sabaha karsi 2 gibi banyoya koştum, kussam rahatlayacağım ama migdemde hiç bir sey yok, ilk defa insanın geğiriyinin tuvaletinden fena koktuguna şahit oldum, cok fena ishal olmuştum. Butun aksam her 5 ile  15 dk da bir tuvalete giderek geçirdim. Aly yanımdan hic ayrılmadı, en sonunda ağlamaya başladım," ne olur götür beni bu Allah'ın cezası yerden! Ne olur! " 
 Sabah olmuştu gözlerimi açtığımda, annesi ve Aly bas ucumda, annesinin elinde " pediolyde" yazan icinde pembe bir sıvı olan sise, oda da birşeyler yakıp dua eden kadınlar. Bense ne oldugunu anlamaya çalışıyorum, annesi elindeki şişeyi icmem gerektiğini söylerken yerimden kalkmaya çalıştım ama mumkun değil, hic enerjim olmadıgı gibi butun vücudum ağrı icinde. Acı çektiğimi gören annesi " vücudun cok zayıf düştü, bayıldın, bundan en az 2 sise içmen lazım ki kaybettiğin mineralleri geri al, ağrıların gider" dedi. Başımda dua okuyup birşeyler yakan kadınları çıkartmalarını söyledim, pis koktugu gibi aynı zamanda neye uğradığımı şaşırmıştım, üstüme üstüme geliyordu resmen. Dualarını bitirip hemen çıktılar, Aly ve hizmetliler beni doğrulttu. Cok susamıştım, sakız aromali tuzlu içeceği hoşuma gitmemesine rağmen 3-4 dikkiste bitirdim. 5 dakika ya basımın ağrısı geçer gibi oldu, hareket edebiliyordum yalnız vücudum hala ağrı içindeydi, özellikle de bacaklarım ve kalçam. Tuvalete gidebilecek enerjim gelmişti ki yine koştur koştur tuvalete gittim. Allah'tan her odanın kendi tuveri var evlerin hepsinde. Gegirtilerimse hala dışkı gibi kokuyordu. "Allahım ne olur burda olup kalmayim" diye düşünerek yattığım yerden pencereden dışarı bakıyordum. Yine hastalığın ve yaşadıklarımın verdigi psikoloji ile ağlamaya başladım, Aly'e dönüp " Allah kahretsin burayı, iğrenç yer, bir an once buradan kurtulmak istiyorum, keske babanın mezarligini taşıyabilsek, bir daha hic gelmesek buraya" dediğimde Aly kızgın bir ifade ile " hastanın, go çalışmadığı  seyler yasadın anlıyorum ama buraya hakaret etme, geldiğim yeri inkar etmemi bekleme benden" dediğinde   sacmaladigimin farkina vardım. Geldigi yeri inkar eden birine zaten saygı duymamazdim, yalnız o kadar zayıf düşmüştüm o kadar bedenen ve ruhun yorulmuştum  ki "haklısın" demek istemedim. Basımı çevirip camdan dışarı bakmaya devam ettim sadece. Hemen akabinde " götür beni ama ne olur, burda kaldıkça daha da hasta olucam" dediğinde, "yolda tuvaletin gelirse duracak bir yer yok, tuvaletini 2 saat tutacak hale geldiginde hemen yola çıkacağız  hersey hazır, sadece senin biraz düzelmeni bekliyoruz" dedi. Pembe içeceği uzattı. Biraz daha ictim, şişeyi bitirmeme yakın annesi gelip telefonu uzattı, Aly'nin Amerika'daki ablası arıyordu, orada doktor, telefonda meraklanmamam gerektiğini, duyduğuna göre iyileşmeye başladığını, her geldiginde aynı şeyin onunda basına geldigini bir iki güne hic bir şeyimin kalmayacağını söyledi. 
 
 Aksam saat 6 oldugunda iki saattir tuvalete çıkmamıştım. Hemen yola çıkıp islamabada döndük. Islamabad'a vardığımızda istanbula varmışim gibi hissettim bir anda, biraz da olsa medeniyet icine geri donmuştum, derin derin nefes alıp verdim eve varana kadar. En sonunda nefes alabilmiştim. 

GT Road. 
Beni hasta eden yemekler Chapli Kebap
Et yerine yağlı pirzola
Tüfeklerle uğraşan, amangardaki adamları  öldürme fantazisi kuran ben


Amangar 3. Gün

 Herzamanki gibi gelenler ve gidenlerle dolu bir gün. 
 Sabah kahvaltısından sonra arazi satışı olsun diye ısrar eden bir grup erkek geldi, yine diger oturma odasına alınıp kadınlardan uzakta konuşulup konuşulan hersey ya Aly ya da hizmetliler tarafından gelip kayınvalideme iletildi ve kayınvalidemdeki cevap aynı, satılık arazim yok! 

 Arazi satışını isteyen ısrarlı grup henüz gitmemişti ki bir araba ile bir kadın geldi. Arabadan inerken korumasına "sen gelme" diyen ısrarcı haraketini gördüm. Bu kadın köylü degildi, halı vakti diğerlerine göre düzgün bir kadın, dert yanmaya gelmediği belli, akraba sandim. Kayınvalideme galiba bir akraba geliyor dedim, merak icinde kapıya doğru baktı? Kadın eve girmek icin izin istedi, kayınvalidem buyrun gelin gibisidinden hareketlerle kapıları açtırdı. Geldi, oturdu, merak icinde herkes söylediklerini dinliyordu. Ilk once kendini tanıttığını anladım, birden kayınvalidem gülümsemeye başladı, kadını uzaktan tanıdığını anlamıştım, kadını beğendiği de acikti. Kayınvalidem rahatladı, derin bir sohbete başladılar. Icinde İngilizce okul kelimesi gecen uzun bir konuşma yaptılar, para da konuşuluyordu. Bir buçuk saatlik bir konuşma sonunda kayınvalidem korumalarından birini çağırıp birşeyler söyledi, sonra kadınla içten bir kucaklastar ve kadını uğurladılar. Kayınvalidem hemen bana " sevineceğim seyler anlatacağım, gel otur" dedi, merak icinde hemen yanına oturdum. 

 Gelen kadının peshawardan bir kadın oLdugunu, kocasının amangarli Patan oldugunu yalnız 3 yıl once kaybettiklerini kadının adını yaptıgı işlerden dolayı cok duyduğunu söyledi. Kadının kim oldugunu iyice tüm detayları ile anlattıktan sonra, ne konuştuklarına gecti. Kadın kayınvalidemin arazisine takipti. Ne istiyorsa iki katı vereceğini söylemiş, " eeee, beni neden ilgilendiriyor bu, arazi senin arazin" dermiş gibi baktığımı gören kayınvalidem "kızlar icin ozel bir okul yaptırmak istediğini söylemiş." Okulda İngilizce öğretilmeyecek, dikkat çekip nefret nedeni olsun istemiyorlar sadece kızları eğitmek en azından şimdilik okuma yazma bilmelerini  sağlamak istediklerini söylemiş. Kayınvalidem arazi karşılığında para istemediğini, araziyi kendisinin karşılayacağını kadının da okulu yaptırmasını istediğini söylemiş, ortak olarak bir proje yapalım diye yarar almışlar, ertesi gun kadın bütün projeleri ile gelip evde bize sunum yapicakmiş. Kayınvalidemin anlattıkları, anlatırken ki gozundeki ışık o kadar sevindirdi ki beni sevinç çığlığı attım, gözlerim doldu. Keske burda olup yardımcı olabilsem diye düşünmeden de edemedim. O kadar sevindim ki kalp atışlarım hızlandı, oturduğum yerden kalkıp odada dört dönmeye başladım. Hemen esimin kız kardeşini arayıp ona da haber verdik, o da bizim gibi sevincinden çığlık attı, sesinin heyecanla titreyisini duydum. Harika bir haberdi bu. Yalnız bir sorun vardı. Bu adamlar kızlarını gonderirlermi ki okula? Bunu kayınvalideme sorunca o da hafif bir burukluk icinde, " biz yapalimda bir kişi bile gelse gelsin" cevabını aldım. Iste bu! Bir kişi bile olsa yeter, onemli olan çabalamak! 
 
 Hepimiz yüzümüzde gülücüklerle öğle yemeğimizi yedik, yemekten sonra çıkıp sehir merkezini gormek istediğimi söyledim. Almam gereken ufak seyler vardı. Kalem açacağı ve Zoe'nin  burada giymesi icin bir ayakkabı almak istedim. Hem de biraz çıkıp etrafı gormek iyi gelir diye düşündüm. Aly huzursuz oldu, "öyle kolay değil senin dışarı çıkman" dediğinde   Sinirlenmeye başladığımı fark ettim. Annesi hemen " yüzünü ve basını kapatıp korumaları alırsan sorun yok yalnız konuşamazsın" dedi. Bu da bir deneyim olacaktı. Ozel beyaz bir eşarp verdiler. Butun basımı, yüzümü örttüm, almak istediklerimin hepsini korumalara açıkladım ve yola koyulduk. Iki tüfekli amca ve şoförle pazar yerine vardık. Pazar yeri Taliban'ın ana merkezi Nowshera da amangardan 5 dk uzaktaydi. Berbat bir yerdi. Berbat bir pazar duşunun diyicem ama düşünemezsiniz, görmeyenlerin anlayamayacagi bir sey. Sokakta gözleri kipkirmizi kuduz köpekler, pis yağlarda pişirilmiş tozlu pis yemekler. Arabadayken bile dik dik uzun uzun bakan adamlar. Arabadan inip pazar yerine geçtik. Kadınlar yok degildi, vardı, hepsi kapalı, sadece gözler gözüküyor. Çabucak alicaklarini alıp gitme derinde hepsi. Erkeklere yanlışlıkla baksan hemen gözünü yakalamaya çalışıyorlar bakışlariyla. Çarşafın icinde bunaldım da bunaldım, dışarı çıktığıma pişman oldum. Kalem açıcagi bulmak icin tezgah tezgah dolaştık. En sonunda onu da bulup hemen arabaya geçip eve dönüş yolunu tuttuk. Arabanın içindeyken bile yüzün gözün kapalı olmak zorunda, bakıyorlar, anında yabancı oldugunu anlıyorlar, sadece gözünden bile anlaşılıyor dedi korumam, nasıl diye sorunca "bakışların cok farklı, nefret yok" dediğinde ne diyeceğimi bilemedim, hemen basımı dışarı çevirip görebildiğim kadınların gözlerine bakıp bakışlarını incelemeye başladım. Nefret vardı diyemem ama bomboştu, orta yas diyebileceğim hafif kırılmış gözlerde yılmışlık, bitkinlik, genc ve pürüzsuz gözlerde ise umutsuzluk vardı. Yine icim sızladı. Artık hepten ağır gelmeye başlamıştı burası, neyse ki okul yapılacak haberini duymuştum ama bu yetersiz geldi nasıl olsa  yarın İslamabad'a döneceğiz diye kendi kendime düşünmeden duramadım. Bunu düşünmeyen utandım evet yalnız psikolojim bozulmaya başlayacaktı. Bir an once buradan çıkmalı derin bir nefes almalıydım. 

 Eve döndüğümüzde kayınvalidem dışarıda bahçede oturuyordu. Arabadan inerken beyaz bas örtülü 15 yaslarında bir kız cocuğunun ağlayarak koştuğunu gördüm. Yanımızdan geçip gitti, arkasından bir kadın belirdi bağırarak kızın pesinden koşuyordu, kız bir oğlanın yanından gecti, anladığım kadarıyla "tut o kızı" gibisinden bir sey söyledi oğlana, oğlan ellerini kaldırıp "yok elini sürmemi gibisinden bir hareket yapıp cevap verdi  ama sonra baska birileri tuttu kızı annesi oldugunu düşündüğüm arkasından kosan kadına verdiler. Kız öğle fena ağlıyordu ki, eve gidince kesin dayak yiyecek kim bilir ne yaptı" diye düşündüm. Onlar giderken esim beni karşılamaya dışarı çıktı, pazarı nasıl bulduğumu sorarken kız ile annesini gösterip "allaaaah aksama dayak var galiba" dedim buruk bir gülüşle. Sonra pazarı anlattım, aldıklarım gösterdim. Hizmetlilere butun koyun cocuklarını çağırmalarını istediğimi söylediğimde eşim şaşırdı. Koyun cocuklarının 20 yi geçmediğini coktan öğrenmiştim, hepsine  lays cips, Mango suyu ve uyduruk bir marka lolipop almıştım, onları dağıtmak icin sabırsızlaniyordum. Özellikle aglayarak kosan kızı çağırın dedim. Ona fazla kalan olursa onlari da verecektim. Cocuklar 5 dakikada toplanmislardi, herkes vardı ama kızı göremedim. Cipsi şekeri ve meyve suyunu alanlar sanki geri isteyecekmisim gibi gözümün icine baka baka hizlica kaçıyorlardı. O kadar tatlılardi ki o halleri gülmeden edemedim. Son 5 cocuk mu ne kalmıştı ki camiden anons geldi. Yanımda duran kayınvalidem sandalyeye çoktu. Aly gözlerini iyice acmış acıyan bakışlarla bana bakiyordu. "Allah Allah ne oldu ki? Cocuklara bunları dağıtmakla suç mu işledik" diye düşündüm hemen. Gözlerimde " ne oldu gibisinden baktım yalnız Aly den cevap gelmedi. Kayınvalideme baktım ondan da cevap yok. Etrafıma bakınıp " ne oldu ya biri söylesin" diye yüksek sesle sorunca korumalar "demin ağlayarak koşan kızın cenazesi icin çağrı yaptılar" dedi. Anladim, anlamak istemiyorum hala anlamak istemiyorum, yazmak ta istemiyorum bunları, Allah hepsinin belasını versin. Küçücük kız. 
 
 Neyse 5 dakika sonra o iki kız kardeş geldiler, kız cep telefonuyla bir oğlanlara konuşurken yakalanmış. Babasının Allah belasını versin. Bu nasıl bir sey anlamıyorum nasıl bir hayvanlik. Hayvan bile yapmaz bunu. Butun aksam ne yedim be ictim, ne yaptım, nasıl yatağa geçtim hic bir sey hatırlamıyorum. Tek hatırladığım rüyamda köylü erkekleri oldurugum, cesetlerin ayaklarını gördüğümü, onları bir yere saklayım mı yoksa yakıyim mı diye düşündüğümü hatırlıyorum. 
  
Nowshera sokakları 
Nowshera pazar yerinin karşısındaki fotograflanmaya deger tek bina. Arabadan çekebildim fotografları sadece 
Bu gadget'ta bir hata oluştu